Eşlerin Aralarındaki Borçlar

M.K. 217.MADDE: Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi, borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre isteyebilir.                                                                      

Durum ve koşullar gerektiriyorsa, hakim istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.

4721 Sayılı Medeni Yasanın getirdiği yeniliklerden biri de eski MedeniYasadaki düzenlemenin aksine eşler arasındaki borçların muaccel olmasının evlilik birliği veya mal rejimleri nedeniyle önlenemeyeceğine ilişkin düzenlemedir. Kısaca söylemek gerekirse evlilik birliği devam ederken eşler arasındaki cebri icra yasağı kaldırılmıştır. Bu sebeple alacaklı eş, dilediği zaman borçlu eş hakkında icra takibinde bulunarak alacağını tahsil yoluna gidebilecektir. Eşler arasındaki borcun doğumu evliliklerinden önce doğmuş olabileceği gibi evlilik içinde de doğabilir. Ancak eşlerin evlilik birliğinin sürdürülebilmesi için birbirlerine yardımcı olmakla görevli olması, evlilik kurumunun korunması gerekliliği sebebiyle tüm mal rejimlerinde borcun yerine getirilmesi borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye atacak derecede önemli güçlüklere sokacaksa bu eşe borcu ödeyebilmesi için süre tanınması kabul edilmiştir. Yargıç borçlu eşin süre talebini değerlendirerek yerinde görürse borcun ödenmesi için uygun bir süre verecek ancak alacaklı eşin yararlarını korumak ve alacağını teminat altına almak için, süre isteyen borçlu eşi güvence göstermekle yükümlü tutulabilecektir.

Medeni Yasanın yukarıda belirtmiş olduğumuz 217. Madde hükmü (edinilmiş mallara katılma rejimi, mal ayrılığı rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, mal ortaklığı rejimi ) olmak üzere tüm mal rejimlerinde geçerli ve uygulanabilir bir hükümdür. M.K. 217. Madde hükmüne paralel olarak 6098 Sayılı Borçlar Kanununun 153. Maddesinin 1. Ve 3. Bendinde ise ‘’evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur’’ şeklindeki düzenleme ile de evlilik devam ettiği sürece eşler arasındaki borçlarla ilgili zamanaşımı sürelerinin de işlemeyeceği öngörülmüştür.

Borçlu eş, borcun ertelenmesi ve ödeme için kendisine süre verilmesine yönelik olarak Aile Mahkemesinde dava açmalıdır. Aile Mahkemesince borçlu eşe ödeme için süre verildikten sonra değişen koşullara göre ödeme süresinin kaldırılması, kısaltılması, uzatılması ya da sona erdirilmesi de istenebilir. Erteleme süresini her olayın şartlarına göre hakim takdir edecektir. Şayet evlilik birliği sona erer ya da olağanüstü mal rejimine (mal ayrılığı) geçiş söz konusu olursa erteleme kendiliğinden sona erecektir. Eşler arasında mal rejiminin değiştirilmesinde ise erteleme açısından değişen bir durum yoktur. Erteleme sadece eşler arasında söz konusu olup borçlu eş ile borçtan müteselsilen sorumlu olanlar var ise borç o 3. Kişi açısından ertelenmiş sayılmaz. Erteleme takası engeller, cebri icra işlemlerini ise durdurur.

Medeni Kanun, 217. Madde hükmüne benzer başka bir maddeyi ise edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağı ve değer artış payı alacağı ile ilgili olarak da getirmiştir. M.K. 239/2. Fıkrada: ‘’katılma alacağının ve değer artış payının derhal ödenmesi kendisi için ciddi güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir’’ denilmektedir. Görüldüğü üzere mal rejiminin tasfiyesinde katılma alacağı ya da değer artış payı alacağı nedeniyle borçlu olan eş, bu borçların ödenmesi kendisi için ciddi güçlükler doğuracaksa Aile Mahkemesi hâkiminden ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini talep edebilir. Bu maddede katılma alacağı ya da değer artış payı alacağının ödenmesinin ertelenmesini talep etme hakkı sadece borçlu eşe tanınmıştır. Diğer eşin ya da mal rejiminin ölüm ile sona ermesi halinde ölen eşin mirasçılarının böyle bir talep hakkı yoktur.

Maddede belirtilen ve maddenin uygulanabilmesi için şart koşulan ciddi güçlük içinde bulunduğunun ispatı ise borçlu eşe aittir. Katılma ya da değer artış payı alacağı borçlusu eşin erteleme talebine alacaklı eş tarafından karşı konulamaz. Ancak borçlu eşden ayni ya da şahsi bir teminat istenebilir.

Erteleme talebinin mahkeme tarafından kabulü halinde, alacak muaccel olmaz. Muaceliyet, erteleme süresi ya da taksit sonuna kadar uzayacağından alacaklı taraf mahkeme kararını icra takibine koyamaz.

Esasen taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa, katılma alacağına tasfiyenin sona erme tarihi olan karar tarihinden itibaren faiz yürütülür. Şayet borcun ertelenmesi ve vadeye bağlanmasına karar verilmişse talep olmasa da tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür. Yine alacaklı ve borçlu eş, mal rejiminin tasfiyesinden sonra yapacakları anlaşma ile faiz ve güvenceyi serbestçe belirleyebilir ya da vaz geçebilirler.

Son olarak belirtmek gerekir ki katılma alacağı, katkı payı alacağı veya değer artış payı alacaklarının istenebilmesi için her halükarda eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi ve tabiki evlilik birliğinin de sona ermiş olması gerekir.

Av. EBRU ŞAHİN

Tags: