Sigorta Şirketlerinin Hukuki Sorumlulukları
6704 SAYILI YASA’DA YER ALAN DEĞİŞİKLİKLERİN SİGORTA ŞİRKETLERİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞUNA YANSIMALARI
6704 Sayılı torba Yasa ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90-92-97-99. Maddelerinde değişiklik yapılmış, 4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun ise 17-18-19-20-21-22-23-24-25-26/1/ı-i maddeleri tamamen yürürlükten kaldırılarak, tazminat hukukunda, tazminatın belirlenmesindeki usul ve esaslar önemli ve dikkate değer ölçüde değişmiş, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının poliçe teminatı kapsamında da, yine sigortalılar ve yakınları aleyhine ciddi daralmalar yapılmıştır. Yapılan düzenlemelerin tamamen sigorta şirketleri lehine yapılmış olması bir yana, uzun yıllardır süregelen, Yargıtay içtihadları ile yerleşmiş hesaplama teknikleri ve ilke kararları bir tarafa bırakılmış, tüm yetki ve insiyatif adeta Hazine Müsteşarlığı eliyle sigorta şirketlerine bırakılmıştır.
Bu makalede, yapılan değişikliklerin neler olduğu ile bu değişikliklerin, sigortalılar ve yasanın kapsamına giren diğer ilgililere yansıması hakkında bilgi vermeye çalışacağız.
2918 Sayılı KTK’nun 90. Maddesinde ‘ tazminatlar, genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir’ denilerek, sigorta şirketlerinin, tek yanlı sözleşme niteliğindeki, sigorta genel şartlarına göre bir tazminat hesabı yapılacak, tazminat hesabına ilişkin yılardan beri uygulana gelen ( yaşam ve zarar süreleri, aktif-pasif dönem, kazanç ve parasal değerler gibi) tüm hesap ilkeleri bir tarafa bırakılacaktır. Başka bir deyişle, trafik kazalarından zarar görenlere tazminat ödenip ödenmeyeceğinin ve miktarlarının, Sorumluluk Hukukunun temel ve evrensel ilkelerine, Yargıtay’ın yerleşik ve ilke kararlarına ve Borçlar Kanunu’nun hükümlerine göre değil, sigorta şirketlerinin her talebinde Hazine Müsteşarlığı tarafından, genel işlem şartlarına konulacak keyfi kurallara göre belirlenecektir.
90 . maddede yapılan değişiklikle birlikte, genel şartların 5/b maddesinde düzenlenen ve daha önce sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu için sigorta şirketlerinin sorumluluğunda olan bakıcı gideri, sağlık gideri teminatının da tedavi giderlerinde olduğu gibi, artık Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu belirtilerek, sigorta şirketlerinin ve güvence hesabının sorumluluğu kaldırılmıştır.
Yine genel şartların 5/c maddesinde düzenlenen sürekli sakatlık teminatı ise (3. Kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ilerde uğrayacağı ekonomik zararı karşılamak üzere) kaza nedeniyle sakat kalan mağdurun, sürekli sakatlık oranının tespitinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderlerini, teminat limitleriyle sınırlı olarak sigorta kapsamına almaktadır.
Yani, sigorta şirketleri daha önce hem sağlık gideri teminatı hem de sakatlık gideri teminatı çerçevesinde sorumlu iken, yeni değişiklikten sonra, sadece sakatlık gideri teminatı çerçevesinde, poliçe limitleriyle sınırlı olarak sorumlu haldedir.
6704 Sayılı Yasa ile değiştirilmeden önce, destekten yoksun kalma tazminat hesabı ile, sürekli işgücü kaybı tazminat hesabı, Borçlar Kanunu hükümlerine göre yapılmaktayken, yeni düzenleme ile genel şartlarda yer alan esaslar üzerinden bir hesaplama yapılacaktır. Yargıtay’ın bugüne değin uyguladığı, PMF 1931 Yaşam Tablosu yerine, Sigorta şirketlerinin kullandığı THR 2010 tablosu nazara alınacak, rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler ile rapordan sonraki dönemin ise, bilinen en son gelirin, destek süresi kadar %10 arttırılıp, %10 iskonto edilmek suretiyle hesaplandığı uygulama yerine, maddi tazminat tutarını daha düşük ortaya çıkaran, sigorta şirketlerinin teknik faiz uygulaması ile hesaplama yapılacak olup , tüm hesaplama bakımından belki de en büyük haksızlık ise, daha önce ölenin ya da mağdurun gerçek kazancı belgeli değilse mahkemece tespit edilip, tazminat hesabında dikkate alınırken, yeni düzenlemeyle, kişinin vergilendirilmiş geliri belgelendirilmek kaydıyla dikkate alınacak, mahkemenin gerçek ücreti tespit hakkı olmadan, belge sunulamaması halinde ise asgari ücret üzerinden tazminat hesabı yapılacaktır. Yani iş kazası sonucu işgücü kaybı oluşan vasıflı bir işçinin gerçekte aldığı maaş daha yüksek olsa bile, bordrosunda geliri asgari ücretten gösterilmişse, genel işlem şartlarına göre, tazminat hesabı asgari ücretten yapılacaktır.
Yine, eski düzenlemede, sigorta şirketi, trafik kurallarının ihlali ile 3. Kişilere verilen cismani zararlar için poliçe limiti dahilinde yaptığı ödemelerde, sigortalısına rücu edemezken, yeni düzenleme ile sigortalısına, 3. Kişiye ödediği tazminat miktarınca rücu edebilecektir.
6704 Sayılı Yasa ile yapılan değişikliklerin belki de en can alıcısı, 92. Maddenin 1. Fıkrasına eklenen 3 ayrı benttir. Bu bentler;
‘g-Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
h- İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
i-Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.’
Bu getirilen düzenleme ile, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.06.2011 tarihli 2011/17-142 Esas ve 2011/411 sayılı kararı ile tam kusurlu sürücünün vefatı sonrası, desteğinden yoksun kalan yakınlarının da sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri, sigorta şirketinin bu tazminatı ödemek zorunda olduğu şeklinde verdiği karar, ortadan kaldırılmıştır. Daha önce, destek tam kusurlu olsa bile, ölümü nedeniyle, onun desteğinden yoksun kalanların zarar gören 3. Kişi oldukları, sigorta şirketlerinin, işleten veya sürücünün 3. Kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı için, tam kusurlu desteğin yakınlarının da 3 kişi sıfatıyla destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri yönünde 2011 yılından bu yana istikrarlı kararlar verilmişti. İşte 2918 Sayılı Kanun’un 92. Maddesinin 1. Fıkrasına eklenen yeni bentler sayesinde artık tam kusurlu eylemi ile vefat eden sürücü veya işletenin yakınlarının zorunlu mali mesuliyet sigortasından destekten yoksun kalma tazminatı istemelerinin önü kapatılmış oldu.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesinde yapılan değişiklik ise daha önce zorunlu olmayan sigorta şirketine başvuru usulüdür. Maddeye göre; zarar görenler, dava açmadan önce, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yazılı olarak başvurmak zorundadırlar. Sigorta şirketinin başvuruya 15 gün içinde yanıt vermemesi veya cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, dava açılabilir ya da tahkim yoluna başvurulabilinir. Sigortaya başvuru dava şartı olup, başvurmadan açılacak bir dava bu gerekçeyle usulden reddedilecektir.
Karayolları Trafik Kanununda yapılan son değişiklik ise 99. Maddede, daha önce sigortaya ‘kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağı veya bilirkişi raporu’ ile başvuru yeterli iken, artık, bu belgelerin yanında ZMSS genel şartlarıyla belirlenen belgelerin de sunulması gerektiğidir. Belgelerin hepsinin toplanması mağdur için zaman kaybına yol açabileceği gibi, bu şartlarda yer alan belgeler, sunulmadığı ya da eksik sunulduğu sürece de, Sigorta şirketi temerrüde düşmüş sayılmayacaktır.
6704 Sayılı yasa ile sadece 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu değil, 4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu da değiştirilmiş, ikinci Yasa’nın 17-18-19-20-21-22-23-24-25-26/1/ı-i maddeleri sigortalılar aleyhine yürürlükten kaldırılmıştır. Daha önce bu Kanun gereği şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan tüm araçlar, ZMSS yanında, herhangi bir kazada yolcuların can zararları için Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası (koltuk sigortası) da yaptırmak zorundaydılar. Bu zorunluluk karşısında, yolcuya gelen zarar öncelikle taşımacılık sigortasından, bu sigorta yapılmamış, geçersiz hale gelmiş, süresi bitmiş veya zararın bu sigorta teminatlarının üstünde kalmış olması halinde, zararın fazla kısmı için önce Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına ve varsa kalan kısım için de ihtiyari mali sorumluluk sigortasına sırasıyla başvurulabilmekteydi. Yeni düzenleme, sigorta şirketlerinin sorumluluk alanını sigortalılar aleyhine daralttığı için, şehirlerarası taşımacılıkta yolcunun uğrayacağı bedensel zararlar, sadece 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan zorunlu mali sorumluluk sigortasından, teminat miktarı zararın tamamını karşılasın ya da karşılamasın, talep edilebilecektir.
Görüleceği üzere, 6704 Sayılı Yasa ile gerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, gerekse, 4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin tamamı sigortalılar aleyhinde, sigorta şirketlerine, Anayasamıza, insan hakları sözleşmelerine, sorumluluk hukukunun evrensel ilkelerine, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu gibi temel yasalarımıza açıkça aykırı bir biçimde ayrıcalık tanıyan düzenlemeler olup, asıl haksızlıkların uygulamada kendisini göstereceğini, vatandaşların adalete olan güveninin bir kez de, bu değişiklikler eliyle yerle bir olacağını söylemek haksız olmayacaktır.
