Vasi Olarak Atanacak Kişinin Tespiti

Vasi Olarak Atanacak Kişinin Tespiti

Vasi, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesince tayin olunur. Mahkemenin izni ile bizzat kısıtlı tarafından tayin edilemez. Genellikle Sulh Mahkemesi, vasiliğe baba veya ananın ya da kendisine vasi tayin edilecek kısıtlı adayının gösterdiği kimseyi atar.

Vasi olacak kimsenin M.K. 413. Maddesinin 1. Fıkrasın göre :

  • Mahkeme kararıyla dahi olsa da reşit olması gerekir.
  • Vesayet işlerini görmeye ehil olması gerekir.
  • Vesayete engel sebeplerden birinin bulunmaması gerekir.

Körler ve dilsizler vasiliğe ehil değildirler. Vasi atanacak kişinin, kısıtlanacak olan kimsenin mallarını idare edecek, onun bakım ve korunmasını sağlayabilecek güç ve yetenekte olması gerekir. Vasi olacak kişinin aynı zamanda M.K. 418. Maddede sayılan olumsuz sebepleri de taşımaması gerekir. M.K. 418. Maddeye göre; ‘kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar, ilgili vesayet daireleri ve yargıçları’’ vasi olarak atanamazlar.

Hâkim gerekli gördüğü hallere birden fazla vasi atayabilir. Birlikte vasilerden birinin ihmali ile vesayet altındaki kimse zarar görürse diğerleri de müteselsilen sorumlu olur.

Hâkim haklı sebepler engellemedikçe vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın kan ve kayın hısımlarından birini vasi tayin eder. Eğer hısımların vasiliğine engel sebepleri var ise ya da başka haklı sebepler söz konusu ise öncelik sırası ortadan kalkar.

Yine haklı sebepler engel olmadıkça vasiliğe, vesayet altına alınacak kişinin ya da ana babasının gösterdiği kimse atanır.

Vesayet altına alınan kimsenin yerleşim yerinde oturanlardan vesayet altındaki kişinin hısımları, eşi, vesayet bölgesinde oturan ve kamu haklarından yararlanan diğer kişiler vasilik görevini kabul etmeye mecbudurlar. Ancak M.K. 417. Maddede vasilikten kaçınma sebepleri belirtilmiştir. Esasen vasi adayının ileri sürdüğü, vasiliğe yeterli ya da yetenekli olmadığı veya görevi sebebiyle  çok meşgul olduğu gibi mazeretleri hâkim yerinde görmezse o kişiyi vasi tayin eder. Fakat M.K. 417. Maddede belirtilen 60 yaşını doldurmuş olmak, bedensel özür ya da sürekli hastalık sebebiyle bu görevi güçlükle yapabilecek olmak, dörtten çok çocuğun velisi olmak, üzerinde başka bir vasilik görevi olmak gibi sebepler ile vasilikten kaçınılabilir. Bu halde hâkimin takdir yetkisi yoktur.

Yine aynı madde, Cumhurbaşkanı, TBMM ve Bakanlar Kurulu üyeleri, Hkimlik ve Savcılık mesleği mensuplarının vasilik görevini kabul etmeyebilecekleri belirtilmiştir. İfade etmemiz gerekir ki, vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yerindeki Sulh ve Asliye Hukuk Mahkemelerinin hâkim ve savcılarının mahkemeye üye olmaları ise vasi olmaktan yasaklılık sebebidir.

Vasi tayinini gerektiren sebeplerden birinin mevcut ve sabit olduğu hallerde hâkim, vasi tayin edip etmemekte takdir hakkına sahip değildir. Eğer vasi tayininden önce vesayet altına alınacak kişiye ait bir kısım işlerin görülmesi zorunlu ise geçici bir temsilci tayin edilerek koruma tedbiri alınmış olur. Kayyım tayin edilir ve durum ilan olunur. Buna göre M.K. 420. Maddeye göre :  ‘’vasi atanacak kimseye ait işler zorunlıu kıldığı takdirde vasi atanmasından önce gerekli tedbirleri kendiliğinden alabilir ve öellikle vesayet altına alınması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırarak ona bir temsilci atayabilir’’. Bu karar tebliğ ve ilan edilir.

Mahkeme, vasi tayinine ilişkin kararı vasiye yazılı olarak tebliğ eder. Kısıtlamaya, vasi atanmasına veya kısıtlanananın velayet altında bırakılmasına ilişkin karar kısıtıının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur.

 

Av. EBRU ŞAHİN

Tags: