Vesayet Altına Alınmanın Şartları Nelerdir?
Medeni Yasanın 405,406, 407,408. Maddelerinde ergin kişilerin kısıtlanmasına ve kendilerine vasi atanmasına ilişkin sebepler sayılmıştır.
Bu maddelerde sayılan sebeplerle öngörülen kısıtlama, reşit bir kimsenin fiil ehliyetinin mahkemece tamamen kaldırılması ya da kısmi olarak sınırlandırılmasıdır. Kişinin iyileşmesi mümkün olmayacak derecede akıl hastası olduğu yetkili sağlık kuruluşlarından alınacak sağlık kurulu raporu ile tespit edildiğinde kendisinin vesayet altına alınması ve vasi atanması zorunludur. Şayet kişi akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kendi kişisel işlerini görmekten, kişisel bakımını yapmaktan aciz ise yahut korunması ve gerektiği gibi bakımının yapılması konusunda kendisine sürekli yardım gerekiyorsa ya da ailesinin ya da 3. Kişilerin mal ve can güvenliğini tehlikeye atıyorsa kendisine vasi atanmasını gerektiren haller söz konusudur.
Savurganlık yani şahsi ekonomik gücünü bilinçsiz ve sorumsuzca savuran, gereksiz ve çok fazla harcama yapan, kendisine hiçbir ekonomik getirisi olmayan yatırımlar ya da giderler yapan, bu alışkanlığından kurtulamayan kişiler ile alkol veya uyuşturucu bağımlılığından kurtulamadığı gibi kendisini idare edemeyen, kendisine ve ailesi fertlerine çeşitli şekillerde zarar vermesine yol açan kişiler ile dürüst olmayan, genel ahlak kurallarına aykırı davranan, yasaları çiğneyen ve süreklilik arz eden davranışlar sergileyerek kötü bir yaşam tarzı sürdüren, mal varlığını bilinçli idare edemeyen, düşüncesizce yaptığı satışlar ya da bağışlar sebebiyle hızlı bir şekilde tüketmeye devam eden, bu şekilde kendisini ve ailesini yoksulluk içine düşürme ihtimali çok yüksek olan ve bu halleri sebebiyle sürekli olarak korunmaya ve bakıma muhtaç olan tüm ergin kişiler kısıtlanır, kendisine bir vasi atanır.
Kısıtlanan ergin kişiler, medeni hakları kullanma ehliyetinden tamamen veya kısmen mahrum olur. Kısıtlama kararını vermeye yetkili olan mahkeme, kısıtlının yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini görmekten aciz olmak ya da sürekli korunma ve bakıma muhtaç olmak veya başkasının güvenliğini tehdit etmek gibi kısıtlanmayı gerektiren sebepleri haiz bir kimsenin varlığından görevleri gereği haberdar olan idari makamlar, noterler, katipler, sağlık kurumları gibi kamu kurum ve görevlileri durumu hemen bu kimsenin yerleşim yeri Sulh Hâkimine haber vermek zorundadırlar.
- Maddede ise, bir ceza mahkemesinden 1 yıl ya da daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum olan kişinin vesayet altına alınacağı, kendisine vasi atanması için cezanın infazını yerine getirmekle görevli cezaevi idaresinin vesayet makamı olan hükümlünün cezasını görmeye başladığı yerleşim yeri Sulh Mahkemesine bildirmesi gerektiği öngörülmüştür. Bununla bağlantılı bir diğer hüküm ise, Türk Ceza Yasasının 33. Maddesinde getirilmiş ve 5 yıldan fazla hapis cezası ile mahkum edilenlerin o süre için kısıtlama altına alınacağı ifade edilmiştir.
M.K. 408. Madde hükmü ile diğer hükümlerden farklı olarak herhangi bir kurum, kamu görevlisi ihbarı ya da yakınının başvurusu üzerine değil de kişinin kendi talebi üzerine maddede belirtilen şartların bulunması halinde kısıtlanması ve kendisine vasi atanması söz konusudur. Hükme göre yaşlılığı, sakatlığı, tecrübesizliği ve ağır bir hastalığı sebebiyle kendi işlerini gereği gibi yönetme gücüne sahip olmadığını; bilinçsizliği, yetersizliği ya da mallarının idaresindeki yeteneksizliği sebebiyle ailesini ve kendisini yoksulluğa düşüren davranışlarda bulunduğunu, sürekli olarak başkasının bakımı, yardım ve gözetimine muhtaç olduğunu iddia ve ispat eden kişi kısıtlanmasını isteyebilir. Yüksek Mahkemeye göre isteği ile vesayet altına alınan kişinin yine isteği üzerine vesayeti kaldırılabilirse de hangi sebeple vesayet altına alınmışsa dava tarihinde o sebebin kalktığını ispat etmesi gerekir.
Kişinin kendi isteğine bağlı olarak kısıtlanması halinde kısıtlanacak kişinin mahkemece dinlenilmesi şarttır. M.K. 409. Maddede belirtilen sebeplerden savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim veya isteği üzerine kısıtlama halinde mahkemece dinlenilmeden kısıtlanamayacağı çok açık belirtilmiştir.
Kesinleşen vesayet altına alınma kararı ve vasi atandığına ilişkin mahkeme kararı 3. İyiniyetli kişilere karşı hüküm ifade etmesi için kısıtlanan kişinin yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilmelidir. Kısıtlamaya ilişkin mahkeme kararının ilanı yapılmamışsa kısıtlanan kişinin iyiniyetli 3. Kişilerle yaptığı işlemler geçerli olur. Fakat kısıtlınan sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun ise ve bu nedenle kısıtlama kararı ilan edilmemiş olsa dahi 3. Kişilerin iyiniyeti himaye görmez.
Vesayet altına alınma kararını vermeye yetkili mahkeme çocuğun veya kısıtlının yerleşim yeri sulh hukuk mahkemeleridir. Kişi vesayet altına alındıktan sonra vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinin izni olmadıkça yerleşim yerini değiştiremez. Eğer kısıtılının yerleşim yeri değişirse denetim yetkisi ve görevi yeni yerleşim yerinin vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesine geçer. Kısıtlama kararı, kısıtlının yeni yerleşim yerinde de ilan edilmelidir. Kısıtlının ikmetgahı belirlenemiyorsa nüfusa kayıtlı olduğu yerin vesayet mahkemesi yetkili olarak kabul edilmektedir.
Av. EBRU ŞAHİN
