MURİS MUVAZAASI
‘Muvazaa’ kelime anlamıyla danışıklı işlem demektir. Muris muvazaası ise, miras bırakanın (murisin), mirasçısını miras hakkından yoksun bırakma kastıyla, tapulu taşımazını, mirasçılardan birine ya da mirasçı olmayan bir diğer 3. Kişiye gerçekte bağışladığı halde, tapuda, satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi göstererek yaptığı devir ve temlikler için kullanılan hukuki terim olup, bu durumda açılacak dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil davasıdır. Mirasçılar, saklı pay sahibi olsun veya olmasın, bu tür bir devrin muvazaa nedeniyle, yani danışıklı yapıldığı için, geçersiz olduğunu iddia ve ispat ederek, söz konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini sağlayabilirler.
Muris muvazaası olarak nitelendirilen temlikler, daha çok kırsal bölgelerde, kız evlatlardan mal kaçırmak adına taşınmazların erkek evlatlara verilmesi şeklinde veya 2. Evliliğini yapan erkeğin taşınmaz(lar)ını, önceki eşinden olma çocuklarını, sonraki eşin etkisiyle mirastan mahrum bırakmak amacıyla, sonraki evlilikten olan çocuklarına, satış gösterip aslında bağışladığı devirlerde kendisini gösterir. Gerçekte bağış olan ancak satış olarak gösterilen bu devirlerin dışında, şuf’a hakkının kullanılmasına engel olmak için, satım akdinin bağışlama akdi veya trampa ile gizlenmesi ya da bağış işleminin ölünceye kadar bakma akdi ile gizlenmesi de, muris muvazaasının tipik örneklerinden diğerleri olarak karşımıza çıkar.
Muris muvazaası olarak nitelendirilen taşınmaz devirlerinde, görünüşteki satış işlemi muvazaa (danışıklı işlem) nedeniyle, gizlenen bağış işlemi ise, Borçlar Kanunu 238/2 de düzenlenen, resmi şekle uygun yapılmayıp, tarafların bağış konusunda karşılıklı birbirine uygun iradeleri tapu memuru huzurunda tecelli etmediği için geçersizdir. Yani, murisin gerçek amacı ile tapuda açıkladığı iradesinin çeliştiği haller muvazaanın varlığını kabul için yeterlidir. Açılacak davada, yani satış olarak gösterilen, aslında gizli bağış türündeki resmi sözleşmenin, muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespiti ile tapu kaydının iptali talep edilir.
Buna karşın tapusuz taşınmazların zilyetlik hakkının devrine ilişkin sözleşmeler herhangi bir yasal ve resmi şekil şartına tabi olmadığından, bu tür taşınmazların muvazaalı şekilde bağış yoluyla devir ve teslim edildiğine yönelik iptal davası açma olanağı yoktur. Yargıtay kararlarında da, hukuken taşınır mal niteliğindeki tapusuz taşınmazların, satış şeklinde gösterilen muvazaalı bir sözleşme ile bağışlanması işlemi, işte, bu sadece zilyetlikten ibaret hakkın devrine ilişkin sözleşmenin hiçbir şekil şartına bağlı olmayışı nedeniyle, hukuken geçerli sayılır.
MUVAZAA DAVALARINDA USUL
Yetkili- Görevli Mahkeme: Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davaları, davaya konu taşınmazın bulunduğu yerdeki, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin kesin yetkisi içinde görülür. Yani, dava, taşınmazın bulunduğu yerden başka bir yerde ya da asliye hukuk mahkemesinden başka bir mahkemede (sulh hukuk v.s) açılamaz. Bu dava türü bakımından her iki kural da, kamu düzeninden olup, mahkemelerce re’sen nazara alınır. Yine iptali istenen taşınmazların birden fazla ve ayrı yargı yerlerinde olması halinde, birinin bulunduğu yargı çevresinde diğerleri hakkında da dava açılabilir. Buna karşın miras hukukundan kaynaklanan diğer davalar bakımından kesin yetki şartı olan, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin yetkisi, muris muvazaası davaları bakımından uygulanmaz.
Dava asgari bir değer belirtilip, bu değer üzerinden harç yatırılması ile açılır. Ancak dava konusu gayrimenkulün gerçek değerinin keşif yapılarak tespitinden sonra, bu değer üzerinden eksik harç mahkeme tarafından tamamlatılmak zorundadır. Davada nihai kararın verilmesi, bu eksik kalan ve taşınmazın gerçek değeri üzerinden hesaplanan harcın yatırılmasına bağlıdır. Taraflar yargılama devam ederken sulh olabilirler. Ancak, tapulu taşınmazlara ilişkin sulh sözleşmesi, ancak mahkeme huzurunda yapılırsa hüküm ifade eder, yoksa haricen yapılan sulh sözleşmesi, devam eden yargılamaya yansımadığı sürece, hukuki bir yaptırım borcu doğurmaz.
DAVA AÇMA SÜRESİ
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davaları öncelikle, miras bırakanın (murisin) ölümünden sonra açılır. Miras hukukuna ait davaların tamamı için bu böyledir. Murisin hayatta olduğu bir sırada davanın açılması hukuken mümkün olmadığı gibi, murisin ölümünden sonra açılacak muvazaa nitelikli dava için ise herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Dava uzun yıllar geçtikten sonra da açılabilir. Belli bir sürenin geçmesi, sebebin ortadan kalkması veya ilgililerin icazet vermesi ile muvazaanın varlığı nedeniyle, baştan yolsuz olan tescil, geçerli hale gelmez.
DAVANIN DAVACILARI
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davaları, mirasta saklı pay sahibi olsun veya olmasın tüm kanuni mirasçılar tarafından açılabilir. Mirasçılık sıfatının ispatı için, noterden veya Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesinin (veraset ilamı) alınmış olması yeterlidir. Dava, münhasıran miras hakkından yoksun bırakılmak istenen mirasçı tarafından da açılmak zorunda değildir. Miras hakkı zedelenen tüm mirasçılar tarafından birlikte açılabileceği gibi, birden fazla mirasçı içinde, sadece biri tarafından dahi açılabilir. Ancak, sadece bir mirasçı tarafından dava açılması, sadece ve sadece onun miras payı oranında iptal ve tescil kararı verilmesini sağlar. Yani her bir mirasçının muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil davası açma hakkı diğerlerinden bağımsızdır. Tüm mirasçılar içine, atanmış, yani miras bırakanın, ölüme bağlı tasarrufla (el yazılı veya noterde resmi şekilde yapılan vasiyetname) ile terekeden belli bir oranı (atanmış mirasçı) ya da terekeye ait belli bir malvarlığını bıraktığı (vasiyet alacaklısı) kimseler de dahildir. Ayrıca, evlatlık ve onun alt soyu, velayet altında bulunan küçük adına velisi, yabancı uyruklu mirasçılar ( yabancının uyruğu olduğu ülke ile ülkemiz arasında, murisin ölüm tarihi itibariyle, miras yoluyla gayrimenkul mülkiyeti edinmede karşılıklılık bulunması gereklidir) da bu davanın davacısı konumunda olabilirler. Bütün bu mirasçıların, ölüm tarihinde olmasa bile, dava tarihinde mirasçı sıfatını haiz olmaları yeterlidir.
DAVA HAKKI OLMAYAN MİRASÇILAR
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası, muristen intikal eden mirası reddeden, miras hakkından feragat sözleşmesiyle vazgeçen ve mirastan çıkarılan mirasçılar tarafından ise açılamaz.
DAVANIN DAVALILARI
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası, taşınmazı muvazaalı olarak devralan kişi veya onun mirasçısı ya da kötü niyetli olarak bu taşınmazı daha sonra devralan diğer kişilere karşı açılır.
DAVANIN SEYRİ
Muris muvazaasına dayalı davalarda, murisin mirasçısını miras hakkından yoksun etme düşüncesinin açıkça tespiti halinde dava kabul edilir. Murisin bu yöndeki iradesinin tespiti bakımından, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı tarafın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişkilerin durumu, toplumsal eğilimler , olayların olağan akışı gibi bir çok faktör birlikte değerlendirilir.
Taşınmazın satışına ilişkin bedelin terekeden çıkmaması, satın alanın bedeli ödeme gücünün olmadığının ortaya çıkması, miras bırakanın mali durumu itibariyle mal satmaya ihtiyacı bulunmayan varlıklı bir kişi olduğunun anlaşılması, mirasçılarına kalacak tek malını mirasçılardan birine bağışlaması, temlik için haklı, ciddi, ve makul bir sebebin var olmayışı, yaşam boyu taşınmazını satmadığı halde ölümüne yakın zamanda satış yaptığının anlaşılması, taşınmazın gerçek değeri ile tapuda gösterilen değer arasında fahiş bir farkın mevcudiyeti anlaşıldığı anda, görünüşteki satım akdi muvazaa nedeniyle, gizlenen bağış iradesi ise resmi şekil şartına uygun yapılmadığı için geçersiz sayılacak ve davanın kabulüne karar verilecektir.
DAVADA İSPAT
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında muvazaa iddiası, her türlü delille ispat edilebilir. Mutlaka yazılı delil olması şart değildir. Yukarıdaki paragrafta belirttiğimiz olgular yanında tanık ifadeleri de asli ispat araçlarından biridir.
HÜKÜM
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davasının kabulü halinde , mahkemece sadece dava açan davacıların miras payları oranında tapu iptal ve tescil kararı verilecektir. Verilen karar, geçmişe dönük hüküm ve sonuç doğuran, açıklayıcı bir karar olacaktır. Dava açmayan mirasçıları da kapsar bir biçimde iptal ve tescil kararı ise verilmeyecektir.
ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) İSTEĞİ
Muris muvazaası davasında, mirasçılar tapu iptal ve tescil isteği yanında, dava tarihinden geriye doğru en fazla 5 yıl için davalı(lar)dan ecrimisil yani haksız işgal tazminatı talep edebileceklerdir. Tazminat miktarı yine bilirkişi incelemesi ile tespit edilecek olup, davacıların miras payları oranında kendilerine ödenmesine karar verilecektir.
SONUÇ
Muvazaa içeren taşınmaz devirleri ülkemizdeki yaygın hukuki ihtilaflardan olup, işlem sonucu ortaya çıkan tescil her zaman yolsuz bir tescil vasfındadır. Medeni Yasa ve Borçlar Yasasının taşınmaz devri ve bu devrin hukuki temeli olarak gösterilen bazı sözleşme türleri için aradığı şekil şartlarını taşımayan ve geçerli bir hukuki nedene dayanmayan, bu tür yolsuz tescil işlemlerinin iptali, herhangi bir süre öngörülmeden her zaman istenebilir. Muvazaanın varlığı, mirasçılar tarafından her zaman ileri sürülebilecek olsa da, hakim tarafından da re’sen göz önüne alınacaktır.
EMSAL YARGITAY KARARI
1.H.D. 24.06.2008-3016/7909:
‘Davacı; miras bırakan babasının 3265 Ada 3 parsel sayılı taşınmazını oğlu Ünal’ın güvendiği kişi olan davalı Burhan’a 18.12.2002 tarihinde ve satış suretiyle temlik ettiğini, murisin ölümünden sonra da davalı Burhan’ın taşınmazı 08.12.2006 tarihinde davalı Ünal’a devrettiğini; yapılan bu işlemlerin kendisinden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürüp, tapunun iptali ile miras payı oranında tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Burhan; çekişme konusu taşınmazı yatırım amacıyla satın aldığını, bilahare 07.12.2006 tarihinde başka bir taşınmaz satın aldığından paraya ihtiyacı nedeniyle diğer davalıya sattığını, işlemlerin muvazaalı olmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Ünal; miras bırakan babasının borçlarını ödemek ve tedavisini yaptırmak amacıyla paraya ihtiyacı nedeniyle çekişme konusu taşınmazı davalı Burhan’a sattığını, satış bedelini anılan şekilde kullandığı gibi mirasçıları arasında da paylaştırdığını, davalı Burhan’ın teklifi üzerine alım gücü de olduğundan çekişmeli taşınmazı 08.12.2006 tarihinde satın aldığını, iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; muvazaa olgusu sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar; davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, miras bırakanın ara malik Burhan’a yapmış olduğu temlik, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğuna, son kayıt maliki davalı Ünal’ın ise muvazaalı işlemi bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda olduğu, esasen temliğin, Ünal’a intikali sağlamak bakımından ara malike yapıldığına, terekeye karşı yapılan ve haksız fiil niteliğindeki muvazaalı işlemde davalı Burhan’ın da iştirakinin olduğu gözetildiğinde, giderlerden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalıların temyiz itirazları yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına.’
