Mirasçılık belgesi verilmesi konusu TMK. 598. Maddede düzenlenmiştir. Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar, adına düzenlenmiş olan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge, mirasçıları ile mirasbırakan arasında irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında, mirasın mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir. Bu nedenlerle mirası reddeden mirasçı veya mirasçılar varsa düzenlenecek mirasçılık belgesinde, mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirası red durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi; mirası red nedeniyle, mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin (kime kalacağının ) da gösterilmesi gerekir.
Miras 3 ay içinde reddedilebilir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar.
Tapudaki isim yanlışlıklarının düzeltilmesi için önce tapu sicil müdürlüğüne başvurulması gerekir. Ancak bu yolla sonuç alınamaması halinde taşınmazın bulunduğu yerin Sulh Hukuk Mahkemesine dava açılarak çekişmesiz yargıya göre dava açılmalıdır.
Miras, mirasbırakanın ölümü ile açılır. Bir kişi öldüğünde mirası kendiliğinden mirasçılarına intikal eder. Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre olur. Mirasbırakanın ölümüyle birlikte, başkaca herhangi bir işleme gerek olmaksızın mirasçılar kanun gereği mirası iktisap ederler.
17 Şubat 1926 Tarihli 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi yürürlük tarihi olan 04.10.1926 tarihinden önce ölen kişilerle ilgili mirasçılık belgesi, o tarihte yürürlükte olan İslam Hukuku (arazi için Tevsii İntikal Kanunları ve emlak için Feraiz hükümleri) çerçevesinde düzenlenmelidir.
Yasal mirasçılar, mirasbırakanın külli halefidirler. Mirasbırakanın hak ve borçları herhangi bir şleme gerek kalmaksızın mirasçılara geçer.
Mirasçılık belgesi, talep üzerine verilir, aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir, kesin hüküm teşkil etmez, çekişmesiz yargıya tabiidir.
Veraset ilamı (mirasçılık ilamı) ise, hasımlı olarak görülen çekişmeli yargıda verilir, kesin hüküm oluşturur, atanmış ve yasal mirasçılara verilir, mirasçıları ve paylarını gösterir, istek dışına çıkılamaz, taşınmazlarda tasarruf işlemine karine teşkil eder, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez.
Yasal mirasçılar : Altsoy, Ana ve Baba, Sağ Kalan Eş, Evlatlık, Devlettir.
Üst zümrede mirasçı varsa alt zümredekiler mirastan pay alamazlar. Birinci zümrede mirasçı varsa diğer zümredekiler mirasçı olamazlar. Sadece sağ kalan eş, bu zümredeki mirasçılar ile birlikte mirasçı olur. Her zümre içinde zümre başı varsa diğer mirasçılara miras geçmez. Zümre başında mirasçı yoksa, miras onun mirasçılarına geçer. Her kök başı, kendi kökünün başı sağ olsaydı ne kadar miras alacak ise, o miktar ölçüsünde mirasçı olur.
Mirasbırakandan önce ölmüş çocuklarının yerini her derecede halefiyet yolu ile kendi altsoyları temsil ederler. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerini her derecede halefiyet yolu ile kendi altsoyları alır. Mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babanın yerini her derecede halefiyet yoluyla kendi alstsoyları temsil ederler.
Mirasçı olabilmek için kural olarak mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak gerekir. Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse, onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır.
Kan Hısımları : Altsoy, Ana ve Baba, Büyük Ana ve Büyük Babadır.
Mirasbırakanın birinci derecede mirasçıları, onun altsoyudur. Altsoy, murisin çocukları, torunları, torunlarının çokukları ve devamını ifade etmektedir.
Mirasbırakanın çocukları eşit olarak miras payına sahip olurlar. Mirasbırakandan önce ölmüş çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
Evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hakim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.
Ana babanın mirasçı olabilmesi için mirasbırakanın altsoyunun bulunmaması gerekir.
Mirasbırakanın ana babası, eşit paylı mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Yani ana babanın muristen önce vefat etmiş olması halinde, ana babanın altsoyu yani murisin kardeşleri, yeğenleri, bunların çocukları mirasçı olacaktır.
Murisin altsoyu, ana ve babası ile ana babanın altsoyunun bulunmaması halinde büyük ana ve büyük babası mirasçı olurlar. Bunlar eşit paylı mirasçıdırlar.
Mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Yani, büyük ana ve büyük babanın muristen önce ölmüş olması halinde, büyük ana -babanın alt soyu, yani murisin amcaları, halaları, teyzeleri, dayıları, yeğenleri, bunların çocukları mirasçı olacaktır. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri alt soyu olmaksızın muristen önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılar kalır.
Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları olmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göe mirasbırakana değişik oranlarda mirasçı olur. Boşanan eşler, birbirlerine mirasçı olmazlar.
Evli iken ikinci bir evlilik yapan kişinin ikinci evliliği iptal edilmeden ölürse, her iki eşte mirastan eşit pay alır.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa mirasın ¼’ü, mirasbırakanın ana ve babası ya da onların altsoyları ile mirsçı olursa mirasın ½’si, mirasbırakanın büyük ana ve byük babaları ya da onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa mirasın ¾’ü, bunlar da yoksa mirasın tamamı sağ kalan eşin olur.
Eşin katılma alacağı, terekenin borcunu oluşturur.
Evlatlığın, evlat edinene mirasçı olabilmesi için aile mahkemesi kararı ile evlatlık bağının kurulmuş olması gerekir.
Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısmı gibi mirasçı olurlar. Eşler birlikte evlat edinmişlerse evlatlık eşlerin mirasçısı olur.
Evlatlık ve altsoyu, evlat edinenin hısımlarına mirasçı olamazlar.
Evlat edinen ve hısımları da evlatlığa mirasçı olamazlar.
Evlatlık hem kendi ana babasına ve kan hısımlarına mirasçı olmaya devam eder. Hem de kendisini evlat edinenlere mirasçı olur. Evlatlığın çifte mirasçılığı söz konusudur.
Hiçbir mirasçısı olmadan vefat eden kimsenin mirasçısı devlet olacaktır. Devletin mirasçı olabilmesi için birinci, ikinci ve üçüncü zümrede mirasçısının, sağ kalan eşin ve evlatlığın bulunmaması gerekir.
Mirasın devlete intikal etmesi halinde, Sulh Hukuk Mahkemesi kendiliğinden terekenin resmi defterini tutar, terekeden alacaklı olanları tespit eder, borçları öder, kalan miktar devletin olur.
Devlet, terekenin borçlarından miras yolu ile kendisine intikal eden malvarlığı miktarıyla sorumludur.
Mirasçılık belgesini, yasal mirasçılar alabilirler.
05.1983 Tarih ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununu’nun 28. Maddesine göre; ‘Kuruma bağlı kuruluşlarda bakılmakta iken mirasçı bırakmaksızın ölen kimselerin mirası Kuruma geçer. Kurum, terekenin borcundan ancak, kendisine geçen mallar ölçüsünde sorumlu olur.
02.2008 Tarih ve 5737 Sayılı Vakıflar Kanununun 17. Maddesine göre; tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk ve ya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.
Birden çok vatandaşlığı ya da çifte vatandaşlığı olan kişilerin vatandaşlıklarından birisi de Türk vatandaşlığı ise, bu kişilerin Türk vatandaşlığı esas alınır. Vatandaşlıktan yetkili makamlardan izin almak sureti ile çıkanlar, Türk Vatandaşlık Kanunu’nun 28. Maddesine göre Türk Vatandaşı gibi işlem görürler. 403 Sayılı Mülga Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 29. Maddesine göre, yaşadıkları ülkelerde sosyal ve siyasal haklardan yararlanmak için Türk Vatandaşlığından çıkma izni alan kişilerin, ülkemiz sınırları içerisinde, kanunda belirtilen haklardan aynen Türk Vatandaşları gibi yararlanacaklarını öngörmektedir. Miras haklarından aynen Türk Vatandaşları gibi yararlanma hakları bulunmaktadır.
Mirasçılıktan çıkarılan, mirastan yoksun olan, mirası reddeden, mirastan feragat etmiş olan kimseler, mirasçılık belgesi alabilirler ancak mirasçılık belgesinde durumlarına işaret edilir.
Kısmi mirastan çıkarma, kısmi red veya kısmi feragat halinde mirasçılar, mirasçılık sıfatını tamamen kaybetmediklerinden mirasçılık belgesi alabilirler.
Mirasçılıktan çıkarılan veya mirastan yoksun olan kimsenin altsoyu miras hakkına sahip olduğundan, bunlar mirasçılık belgesi alabilirler.
Mirastan yoksunluk, yalnızca yoksun olanı etkiler. Mirastan yoksun olanlar, mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilir ve miras onların altsoylarına intikal eder.
Mirasbırakan Suriye Vatandaşı ise, Suriye vatandaşlarının Türkiye’de bulunan taşınmaz malları üzerine Bakanlar Kurulu’nun 13.11.1939 ve 2/10250 , 18.11.1966 Tarih ve 4/7104 Sayılı Kararnameleri ile takyit konulmuştur. Suriye vatandaşlarının Türkiye’de bulunan taşınmazları, mirasçıları Türk Vatandaşı olsa dahi onlara intikal etmemektedir. Bu ndenle mirasbırakan Suriye vatandaşı ise, bu kişinin mirasçıları mirasçılık belgesi talep etmeleri halinde bu durum (takyit) belirtilerek mirasçılık belgesi verilmelidir.
03.1924 Tarih ve 431 Sayılı Hilafetin İlgasına ve Hanedanı Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun ile Osmanlı Devletinde padişahlık yapmış olan kişilerin taşınmaz ve taşınır malları Türk Milletine intikal ettirilmiştir.
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa, mirasçılar ya da başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak 1 ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh hukuk mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.
Mirasçılığa 1 ay içinde itiraz edilmesi halinde, eğer mirasçı ya da vasiyet alacaklısı belge talebinde haklı olduğunu ispat edemezse itiraz kabul edilerek mirasçılık belgesine bloke konulur. İtiraz eden 1 yıl içinde iptal veya tenkis davası açmalıdır. Açılmazsa, itiraz hükümsüz kalır ve ilgiliye mirasçılık belgesi verilir.
Mirasçılar, mirasçılık belgesinin iptalini, ölüme bağlı tasarrufun iptalini, miras sebebiyle istihkak davasını açabilirler.
Atanmış mirasçılara, tereke üzerinde tasarrufta bulunabilmeleri için mirasçılık belgesi verilir.
Alacaklı, borçlunun miras, cebri icra satışı ve mahkeme ilamı gibi iktisap ettiği fakat tapu siciline tescil ettirmediği mülkiyet ve diğer ayni hakkının borçlu adına tescilini isteme hakkına sahiptir.
Mirasbırakan veya mirasçılardan herhangi birinden alacağı olan alacaklı, taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut elbirliği halinde tasarruf olunan bir mal hissesinde ortaklığın giderilmesi davası için gerekli olan icra mahkemesinden alacağı yetki belgesi ile mirasçılık belgesi talep edebilir.
Mirasbırakan, tasarrufunda aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça, vasiyeti yerine getirme görevlisi, mirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisine görevlerini yerine getirmesi için Sulh Hakimi tarafından yetki belgesi verilir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, gerektiğinde mahkemeden alacağı yetki belgesi ile mirasçıları ve paylarını gösteren mirasçılık belgesi alabilir.
Tapu Kanunu Ek Madde 1 : Ölüm tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde tapu sicilinde miras intikalinin gerçekleşmemesi halinde, tapu müdürlüğü, mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya başvurabilir. Tapu müdürlüğü, mirasçılık belgesine göre tapu sicili kayıtlarını elbirliği mülkiyeti şeklinde tescil ederek güncelleştirir. Tapu müdürlüğünün bu yetki kapsamındaki başvuruları her türlü gider, vergi, resim veya harçtan muaftır.
Mirasçılık belgesi verilebilmesi için öncelikle kişinin ölüm kaydının nüfus kütüğüne işlenmiş olması gerekir. Mirasçılık belgesi, mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan mevzuat dikkate alınarak düzenlenir.
İrs (soy) ilişkisi her türlü delille ispatlanabilir.
Mirasçılık belgesi, mirasbırakanın oturduğu yer mahkemesinden istenebileceği gibi, mirasçılardan her birinin oturduğu yer mahkemesinden de istenebilir. Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni bir mirasçılık belgesi verilmesi davası herhangi bir mirasçının oturduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinden istenebilir.
Kadastro Mahkemesi, verasete ilişkin uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine mirasçılık belgesi de verebilir.
Talepte bulunan ile mirasbırakan arasında soybağının tespit edilememesi halinde Noterler tarafından mirasçılık belgesi verilemez.
Talepte bulunan ile mirasbırakan arasında soybağı olmasına rağmen mirasbırakanın yasal mirasçısı olmaması.
Nüfus kayıtlarının mirasçılık belgesi verilmesi için yeterli olmaması.
Mirasbırakanın vasiyetnamesinin olması.
Mirasbırakanın 04.04.1926 Tarihinden önce vefat etmiş olması.
Mirasbırakanın 23.11.1990 tarihinden önce vefat etmiş ve eşinin sağ olması.
Mirasbırakan kişinin, mirasçılardan herhangi biri ile ya da mirasçılardan herhangi birinin diğer bir mirasçı ile aynı gün vefat etmiş olması.
Mirasbırakanın veya mirasçılardan herhangi birinin gaip olması.
Mirasbırakan veya mirasçılardan herhangi birinin evlatlık olması.
Mirasbırakan veya mirasçılardan herhnagi birinin Türk vatandaşılığından çıkarılmış ya da birden çok vatandaşlığa sahip olması.
Mirasçılık belgesi talep edenlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayıp yabancı devlet vatandaşı olması gibi belirtilen durumlardan herhangi biri ile karşılaşan noter, talepte bulunan kişiye gerekçesini belirterek ‘mirasçılık belgesi isteminin reddi belgesi’ vererek kişiyi Sulh Hukuk Mahkemesine yönlendirir.
Noterlerin verdikleri mirasçılık belgesi hakkında, menfaati ihlal edilenler tarafından Sulh Hukuk Mahkemesine itirazda bulunulabilir. Buradaki itiraz, mirasçılık belgesinin hüküm ve sonuçlarını engelleme, ortadan kaldırma amaçlı yargısal bir süreci doğurur. Sulh Hukuk Hakimi, itiraz üzerine verdiği kararın bir örneğini ilgili notere ve Türkiye Noterler Birliğine bildirir.
Çekişmesiz yargı işlerinde; mesela veraset belgesi verilmesi talebinde Sulh Hukuk Mahkemesinin re’sen araştıma görevi vardır.
Mirasçılık ilamı (veraset ilamı ) almak isteyen mirasçılardan biri, diğer mirasçıları davalı olarak göstermek sureti ile bir dava açabilir. Bu dava çekişmeli yargı şeklinde görülür. Ayrıca mirasçılık belgesi (veraset belgesi) verilmesi davası görülürken kendisinin mirasçı olduğunu iddia eden kişinin görülmekte olan bu davaya müdahil olarak katılması veya mirasçılık belgesinin iptali ile yeni bir mirasçılık belgesi verilmesi istemi ile dava açılması halinde açılan dava çekişmeli yargıyı ilgilendirir.
Mirasçılık belgesinin iptali davasında husumet tüm mirasçılara yöneltilmelidir. Mirasçılardan vefat eden varsa; husumet, vefat eden mirasçıların mirasçılarına yöneltilmelidir.
Hasımlı olarak görülen mirasçılık belgesi davalarında verilen kararlar kesin hüküm teşkil eder. Bu şekilde alınan kararlar, mirasçılık ilamı olarak nitelendirilir. Bu davalar neticesinde verilen kararlar hem maddi, hem de şekli anlamda kesin hüküm teşkil eder.
Mirasçılık belgesinin değiştirilmesine veya iptaline karar verilmesi halinde, mirasçılık belgesine dayanılarak yapılan işlemlerin de düzeltilmesi gerekir. Bu şekilde değiştirilen veya iptal edilen mirasçılık belgesine göre düzenlenen tapu sicil kayıtlarının düzeltilmesi için ayrıca dava açmak gerekir.
Hasım gösterilmeyerek açılan bir davanın sonradan ıslahla dahi hasımlı hale dönüştürülmesi mümkün değildir.
Veraset belgesi talebi davalarında, nüfus kayıtları dikkate alınır, nüfus kayıtları yoksa veya yetersiz ise tanık dinlenilmeli, nüfus kayıtlarının doğru olmadığı ileri sürülüyorsa ileri süren tarafa bu kayıtların düzeltilmesi için süre verilmelidir.
Türkiye’de yabancı bir devlet vatandaşı mirasçılık belgesi alabilir. Hukuki yararın ispat edilmesi yeterlidir.
MÖHUK 20. Madde 1. Fıkra gereğince; ‘’Miras, ölenin milli hukukuna tabidir’’. Mirasbırakanın milli hukuku tespit edilecek ve mirası da ona göre paylaştırılacaktır.
Mahkeme, taşınmazlar açısından Türk Hukukunu, taşınırlar açısından ölenin milli hukukunu göz önünde tutarak mirasçıları ve miras paylarını belirleyecektir.
Miras, ölenin milli hukukuna tabi olup, Türkiye’deki taşınmaz mallar hakkında Türk Hukuku uygulanır. Mirasın açılmasına, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler ise terekenin bulunduğu yer hukukuna tabidir. Yabancılık unsuru taşıyan miras davalarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi MÖHUK 43. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre mirasa ilişkin davalar, ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye’de olmaması halinde terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Mirasbırakan Türk Vatandaşı ise, Türkiye’de ve yurt dışında bulunan tüm terekesi Türk Hukukuna tabi olacaktır.
Mirasbırakan yabancı devlet vatandaşı ise, Türkiye’de bulunan taşınır terekesi ile yurt dışında bulunan tüm terekesi milli hukukuna tabi olacaktır. Türkiye’de bulunan taşınmazları ise, Türk Hukukuna tabidir.
Mirasbırakan, yabancı devlet vatandaşı olup, Türkiye’de taşınmaz terekesi bulunmuyorsa, mirasına ölenin milli hukuku uygulanacaktır.
Mirasbırakan Türk vatandaşı olup, mirasçıları yabancı devlet vatandaşı olması halinde mirasçılık belgesi verilmesinde Türk Hukuku uygulanır.
Türk vatandaşlığını kaybedenler, yabancı muamelesine tabi olurlar.
Yabancı devlet vatandaşı olan kişi, Türkiye’de noterden mirasçılık belgesi alamaz. Fakat Türkiye’de Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat ederek mirasçılık belgesi alabilir.
Tapu Kanunu’nun 35. Maddesine göre; yabancı uyruklu kişiler tabiyetinde bulunduğu ülke ile mütekabiliyet bulunmak şartıyla mirasçı olabilirler. Vatandaşlığı kaybedenler yabancı durumuna girerler. Mirasçının yabancı devlet vatandaşı olması halinde ‘karşılıklılık’ ilkesi araştırılır. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılır.
Bu şekilde bir dava ile karşılaşan hakim, mirasçılık belgesinin hüküm kısmında önce Türkiye’deki taşınmazların Türk Hukukuna tabi olduğunu belirttikten sonra Türkiye’deki taşınmazlar açısından Türk Hukukuna göre miras ve paylarını tespit edecektir. Sonra Türkiye’deki taşınır ve taşınmazların ölenin milli hukukuna tabi olduğunu belirttikten sonra ölenin milli hukukuna göre mirasçıları ve miras paylarını tespit edecektir.
Vatandaşlık kanunu’nun 28. Maddesine göre; doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk Vatandaşlığını kaybedenler ve kendileri ile birlikte işlem gören çocukları; milli güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla askerlik hizmetini yapma yükümlülğü, seçme ve seçilme, kamu görevlerine girme ve muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları dşında sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak ve bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabi olmak şartıyla Türk Vatandaşlarına tanın haklardan aynen yararlanmaya devam ederler.
05.1927 Tarih, 1062 Sayılı Yasa ile bu yasaya dayanılarak çıkarılan 01.10.1966 Tarih, 6/7104 Sayılı Kararname Hükümlerine göre ‘Suriye uyrukluların Türkiye’de bulunan menkul, tapulu ve tapusuz gayrimenkul mallarına Hazine tarafından el konulmuştur’.
Mirasbırakanın terekesinde Türkiye’de mevcut taşınmaz mal bulunduğu takdirde karşılıklılık ilkesi bulunmayan ülke vatandaşları yönünden Tapu Kanununun 35. Maddesindeki kısıtlayıcı durumun göz önüne alınması, düzenlenecek mirasçılık belgesinde taşınır ve taşınmaz mallar yönünden ayrım yapılması, taşınmaz malvarlığı yönünden Tapu Kanunu’nun 35. Maddesindeki kısıtlılık durumunun göz önüne alınması gerektiği şerhiyle birlikte mirasçılık belgesi verilmesi yoluna gidilmesi gerekir. Mirasçının uyruğunda olduğu ülke ile ülkemiz arasında taşınmaz mal edinimi konusunda karşılıklılık ilkesi olması durumunda bu şekilde şerh konuşmasına gerek bulunmamaktadır.
05.2012 Tarih ve 6302 Sayılı Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile Tapu Kanununun 35. Maddesinde değişiklik yapılmıştır. Buna göre ;
Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler.Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Bakanlar Kurulu, kişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.
Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Bu ticaret şirketleri dışındakiler taşınmaz edinemez ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu ticaret şirketleri ile yabancı uyruklu gerçek kişiler lehine taşınmaz rehni tesisinde bu maddede yer alan sınırlamalar uygulanmaz.
Bakanlar Kurulu, ülke menfaatlerinin gerektiği hallerde yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimlerini; ülke, kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüz ölçüm ve miktar olarak belirleyebilir, sınırlandırabilir, kısmen veya tamamen durdurabilir veya yasaklayabilir.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceği projeyi iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunmak zorundadır. İlgili Bakanlıkça başlama ve bitirilme süresi belirlenerek onaylanan proje tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilmek üzere taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne gönderilir. Onaylanan projenin süresi içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ilgili Bakanlıkça takip edilir.
Bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen, edinim amacına aykırı kullanıldığı ilgili Bakanlık ve idarelerce tespit edilen, süresi içinde ilgili Bakanlığa başvurulmayan veya süresi içinde projeleri gerçekleştirilmeyenler ile bu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek 1 yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde, tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.
Türk mahkemeleri tarafından tanıma ve tenfiz kararı verilmeyen yabancı mahkeme kararı Türkiye’de hukuki sonuç doğurmaz. Ancak takdiri delil olarak kullanılır. Kararın tanınması yetmez. Yabancı mahkeme kararını Türkiye’de icra edilebilir hale getirmek için tenfiz kararına ihtiyaç vardır.
Eda davası kararları, tenfiz davasına konu olurlar.
Yabancı mahkemeler tarafından verilen mirasçılık belgeleri sadece Tanıma kararına konu olur.
Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Mirasçılık belgesi mutlaka yabancı bir mahkeme tarafından verilmeli, herhangi bir idari makam tarafından verilmiş olan mirasçılık belgeleri Türk Mahkemeleri tarafından tanınamaz.
Yabancı mahkemeden verilen karar, verildiği ülke hukuk sistemine göre kesin hüküm teşkil etmelidir.
Tanınmasına karar verilmeyen yabancı mahkeme kararları Türkiye’de hukuki sonuç doğurmazlar.
Mirasçılık belgesinin tanınması talebi reddedilmesi üzerine, Türkiye’de herhangi bir Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak yeni bir mirasçılık belgesi talep edilebilir.
Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda yabancı mahkemece verilen ilam Türkiye’de tanınmaz. Münhasır yetki, bir davanın mutlak olarak Türk Mahkemesi tarafından görülmesidir.
M.K 12. Maddesinin 1 Fıkrası : taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Türkiye’de bulunan taşınmazların aynına ilişkin ihtialaflarda Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi bulunduğundan, Türkiye’deki taşınmaza ilişkin mirasçılık belgesi yabancı mahkemelerden alınamaz. Yani tapu sicilinde doğrudan tasarruf yetkisi vermesi nedeniyle çekişmeli yargı yolu ile yabancı mahkemelerden alınmış olan bir mirasçılık ilamı taşınmazlardan oluşan tereke bakımından Türkiye’de tanınmaz.
Fakat Türkiye’de bulunan taşınırlardan oluşan tereke bakımından yabancı mahkeme tarafından verilen bir mirasçılık ilamının tanınması mümkündür.
Yabancı mahkemeden verilen mirasçılık ilamının Türkiye’de tanınması davasında, bu belgenin hüküm fıkrasının uygulanması ile elde edilecek olan sonucun kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı değerlendirilirken, Tapu Kanunu ve diğer kanunlardaki yabancıların miras yolu ile taşınmaz edinmelerine ilişkin hükümlerin de dikkate alınması gerekmektedir.
Tanınmasına karar verilen ve yabancı ülkeden alınan mirasçılık ilamına istinaden hak sahibi, taşınmaz ve taşınır mallar üzerinde hak sahibi olunur. Yabancı ülke mahkemesinden alınan mirasçılık belgesinin tanınmasına karar verilip, verilen karar kesinleştikten sonra hak sahibi mahkemeden alacağı tanıma kararı ile birlikte taşınmazın bulunduğu yer Tapu Müdürlüğü’ne müracaat ederek, intikal işlemi yaptıracaktır.
Bir kimse, Türkiye’de taşınmaz edinmesi mümkün bir devlet vatandaşı ise sorun bulunmamaktadır. Eğer, Türkiye’de taşınmaz edinmesi mümkün olmayan bir ülke vatandaşı ise, intikal işlemi yapılır, taşınmazın tapu kaydında Türkiye’de taşınmaz edinmesi mümkün olmayan bir kişi olduğu hususu belirtilir. Tapu müdürlüğü tarafından durum resmi bir yazı ile Milli Emlak Müdürlüğü’ne taşınmazın paraya çevrilerek bedelinin hak sahibine ödenmesi talep edilir. Milli Emlak Müdürlüğü taşınmazı ihale ile satar. Bedelini hak sahibi adına milli bir bankaya yatırır. Durum bir yazı ile hak sahibine bildirir.
06.1959 Tarih ve 7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 5. Maddesine göre; ‘veraset tarikiyle veya ivazsız bir tarzda mal iktisap eden şahıs veraset ve intikal vergisi mükellefi sayılmıştır’.
Veraset intikal vergisi, mirasbırakan ile mirasçıların Türkiye’de bulunduğu durumlarda ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde verilmelidir.
Mirasbırakan yabancı bir memlekette ölmüşse, mirasçılar Tükiye’de ise ölüm tarihinden itibaren 6 ay içinde veraset ve intikal vergisi verilir.
Hem mirasbırakan hem de mirasçılar yurt dışında iseler ölüm tarihinden itibaren 8 ay içinde Veraset ve İntikal Vergisinin verilmesi gerekir. Aksi takdirde usulsüzlük cezası söz konusu olur.
Veraset ve intikal vergisi beyannamesi, mirasçılar tarafından doldurularak ve imzalanarak mirasbırakanın son yerleşim yeri vergi dairesine verilir. Beyannameye ek olarak, Sulh Hukuk Mahkemesinden veya Noterden alınan mirasçılık belgesi fotokopisi, tapu senedi fotokopisi, belediyeden alınan emlak beyannamesi örneğinin tasdikli fotokopisi, motorlu taşıtlar için araç ruhsatnamesi fotokopisi, bankada para varsa ilgili bankadan alınan paranın miktarını gösteren resmi yazı veya dökümün eklenmesi gerekir.
Muafiyet içinde kalması halinde veraset ve intikal vergisi söz konusu olmaz.
Yabancı ülkede çekişmeli yargılama neticesinde alınan mirasçılık ilamı Türkiye’de tanıma davasına konu edilebilir.
Mirasçılık belgesi verilmesi davası çekişmesiz yargıya tabi olduğundan eğer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmışsa; Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekir.
Iskat, mahrumiyet, ret ve feragatin hukuki sonuçları terekenin bölüşülmesi sırasında gözetileceğinden ‘’sadece terekeye dahil mal ve haklar yönünden mirasçılık sıfatını kaybettiği ve payın kime kalacağını belirleyen’’ sözlerin hüküm sonucuna eklenmesi suretiyle miras paylarını gösterir biçimde hüküm kurulması gerekir.
Mahkemece, mirasçıların mirası reddettiklerine dair kararlar değerlendirilerek, mirası reddeden mirasçıların paylarının kime kalacağı açıkça gösterilerek mirasçılık belgesi düzenlenir.
Yabancı uyruklu mirasbırakanların Türkiye’de bulunan taşınmazlarının intikalini sağlama amacıyla açılan mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davalarda Hazinenin hasım gösterilmesine zorlayıcı bir hüküm yoktur.
Yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmi belgelerin, Türkiye’de bu vasfı taşıması belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk Konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlıdır.
Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten itibaren başlar.
Hüküm sonucunda infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde elbirliği halindeki mülkiyetin veya payın mirasçılık belgesindeki paylar oranında paylı mülkiyete çevrilmesine karar verilmesi gerekir.
Mirasçılık belgesinde, feragat edenin feragat ettiğine işaret edilmeli ve payının kime ya da kimlere kalacağı gösterilmelidir.
Altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde, bunların payı sağ kalan eşe geçer.
Ölen kişiye miras payı verilemez.
Hasımsız açılması gereken çekişmesiz yargıya tabi bir davanın hasımlı açılması veya sonradan dahili dava yoluyla taraflı hale getirilmesi, ıslah yoluyla dahi mümkün değildir.
Mirası reddeden mirasçı veya mirasçılar varsa, düzenlenecek mirasçılık belgesinde, mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirası ret durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi; mirası ret nedeniyle, mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin yani kime kalacağının gösterilmesi gerekir.
Mahkemece miras pay ve paydalarının birbirine eşit olacak şekilde miras paylarının belirlenmesi gerekir.
Henüz doğamış bir haktan önceden feragat mümkün olmadığından tek taraflı olarak düzenlenen taahhütnameler haktan feragat niteliğinde kabul edilemez ve hukuken geçerli değildir.
Yabancılık unsuru taşıyan miras davaları, ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiye’de olmaması halinde terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davalar; murisin mirasçıları, mirasçıları, yoksa son mirasçı sıfatıyla Hazine ya da mahkemece yetki verilmek koşuluyla 3. Kişiler tarafından açılabilir.
En yakın mirasçıların tamamının reddetmiş olduğu miras, Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinden, takip murisin ikinci derece mirasçılarına yöneltilemez.
Yargılama esnasında ölen kişinin mirasçılarına miras payı verilmelidir.
Mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun, davacı mirasçının saklı payları dışında (mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği, yani davacı mirasçının saklı payını isteyebileceği düşünülmeden vasiyetnamenin tümden iptaline karar verilmesi doğru değildir.
İntifa hakkı, intifa hakkı sahibinin ölümü ile sona erer ve çıplak mülkiyet sahibinin hakkı intifa hakkının sona ermesi ile tam mülkiyete dönüşür.
Noterlerin verdikleri mirasçılık belgesi hakkında, menfaati ihlal edilenler tarafından Sulh Hukuk mahkemesine itirazda bulunulabilir. Sulh Hukuk Mahkemesi, itiraz üzerine verdiği kararın bir örneğini ilgili notere ve Türkiye Noterler Birliğine bildirir.
İstisnalar hariç, Sulh Hukuk Mahkemesi kararları, karar düzeltmeye tabi değildir.
Elbirliği halindeki mülkiyetin veya payın mirasçılık belgesindeki paylar oranında paylı mülkiyete çevrilmesine karar verilmelidir.
Mirası reddeden mirasçılara da pay verilmesi doğru değildir.
Makemece yapılacak iş; taşınmazlar yönünden de davacıların miraçılık sıfatının bulunduğunun kabulüyle miras payı verilmesi, ancak mirasbırakanın ölüm tarihinde Türkiye ile Bulgaristan arasında karşılıklılık bulunmadığından Tapu Kanunu’nun 35. Maddesi gereğince paylarının tasfiyeye tabi olduğu belirtilerek belge verilmesidir.
Asliye Hukuk Mahkemesinde mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davasında; mirasçılık belgesinde yazılı mirasçılar davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra, davacının iddiası ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak raporda gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereklidir.
Mirasbırakanın terekesinde, Türkiye’de mevcut taşınmaz mal bulunduğu takdirde karşılıklılık ilkesi bulunmayan ülke vatandaşları yönünden Tapu Kanununu’nun 35. Maddesindeki kısıtlayıcı durumun göz önüne alınması, düzenlenecek mirasçılık belgesinde taşınır ve taşınmaz mallar yönünden ayrım yapılması, taşınmaz mal varlığı yönünden Tapu Kanununun 35. Maddesindeki kısıtlılık durumunun göz önüne alınması gerektiği şerhiyle birlikte mirasçılık belgesi verilmesi yoluna gidilmesi gerekir.
Mirasçılık belgesi istenen kişinin namı müster veya hiç yaşamadığı belirlenmedikçe davanın reddine karar verilemez.
Mirasbırakanın ölüm tarihindeki hükümlere göre mirasçılık belgesi verilmesi gerekir.
U.M.K. ve H.M.K’da ihbar olunan kişi ya da tarafın tek başına mahkeme kararlarını temyiz etmek hak ve yetkisi bulunmamaktadır.
Mirasçılık beşgesine dayalı açılan tapu kaydının düzeltilmesi davasının, çekişmesiz yargı niteliğinde değerlendirilmesi ve aynı kanunun 383. Maddesi uyarınca uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği açıktır.
Vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarruflara 1 ay içinde itiraz edilmediği takdirde lehine tasarrufta bulunulan kimseye atanmış mirasçılık belgesi verilmesi gerekir.
Atanmış mirasçılık, yasal mirasçılığı ortadan kaldıran bir neden değildir.
Bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün bulunmadığından; bozma ilamından sonra mahkemeye verilen ıslah dilekçesine göre davaya veraset belgesinin iptali davası olarak devam etmek de mümkün bulunmamaktadır.
Mirasçı, Türk Vatandaşlığından izin alarak çıktığına göre anılan bu hükümler kaşısında miras haklarından aynen Türk Vatandaşları gibi yararlanma hakkı bulunduğu kuşkusuzdur.
Kiraya verenin dosyada mevcut mirasçılık belgesinden davacıdan başka mirasçıları varsa aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan icra takibinin birlikte yapılması, davanın da birlikte açılması gerekir.
Türk hukukunda, mirasçılık belgesi vermeye yetkili Türk Mahkemesinin, yabancı mirasbırakan hakkında, yabancı hukuka tabi mirası için mirasçılık belgesi verilmesini engelleyen bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Tapudaki kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir.
Sulh Hakiminin görevi vasiyetnameyi açarak, ilgililere tebliğ etmek, mirasçılara istekleri halinde bir mirasçılık belgesi vermek ve terekeye dahil malları yasal mirasçılara geçici olarak teslim etmek yada resmi yönetimi emretmekten ibarettir.
6100 Sayılı H.M.K.’nun yürürlüğe girmesinden önce açılan mirasçılık belgesinin iptali davalarında Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir.
Birden fazla kiralayan varsa ve davadan önce ihtar gönderilmesi gerekir ise ihtarın tüm kiralayanlarca birlikte gönderilmesi gerekmektedir. Bu eksikliğin sonradan giderilmesi mümkün değildir.
Hasımsız açılması gereken, çekişmesiz yargıya tabi bir davanın hasımlı açılması veya sonradan dahili dava yoluyla taraflı hale getirilmesi ıslah yoluyla dahi mümkün değildir.
Vasiyetname açılıp okunmadan ve bu husustaki karar, yasal mirasçılara tebliğ edilmeden; yukarıda açıklanan yasadaki öngörülen 1 aylık itiraz etme süresi işlemeye başlamaz. Bu halde vasiyetnamenin açılması davasında, mirasçılık belgesine ilişkin bir karar verilemez.
Atanmış mirasçı belgesi verilmesi talebinin vasiyetnamenin açılması ve tenfizine karar veren mahkemeden talep edilme zorunluluğu yoktur.
Ölüm kaydı düşülünceye kadar anılan kişinin sağ olarak kabul edilmesi gerekir.
Elbirliği mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu taşınmazlarda, mirasçıların birbirleri aleyhine tek başına miras payının iptaline ilişkin dava açmaları mümkün olup oybirliği aranmaz.
Mirasçı, Türk Vatandaşlığından izin alarak çıktığına göre; miras haklarından aynen Türk Vatandaşları gibi yararlanma hakları bulunmaktadır.
5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun 17. Maddesi hükmünde tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde, icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyetinin vakfı adına tescil edileceği açıklanmıştır.
Terekeye dahil bir taşınmaz için 3. Kişilere karşı tek başına dava açılamaz.
Tereke adına dava açılmadığında, elbirliği mülkiyetine tabi olan miras sözkonusu ise davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmelidir.
Tüm mirasçılar arasındaki tapu iptal tescil davalarında miras payı oranında iptal ve tescil biçiminde yorumlanmalıdır.
Vasiyetnameyi açarak mirasçılara tebliğ eden Sulh Hakimi, talep üzerine mirasçılara mirasçılık belgesi verebilir.
Mirasçılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle bu belgenin değiştirilmesi veya iptali davaları hakkındaki sulh hukuk mahkemesi kararları hakkındaki Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme yoluna gidilebilir.
Nüfus kaydının kapatılması halinde bu kaydın üzerinde işlem yapılamaz.
Kabul eden davalılar yönünden mirasçılar arasında kabule değer verilerek, mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında davacı adına pay tesciline karar verilmelidir.
Muristen kalan taşınmazın geçerli bir taksimle tereke malı olmaktan çıkarak, tam ya da paylı mülkiyete dönüşmesinden sonra, pay devrinin geçerliliği TMK. 706, BK. 213 ve Tapu Kanununun 26.Maddesine göre Tapu Sicil Müdürü huzurunda resmi şekilde yapılmasına bağlıdır.
Elbirliği mülkiyetinde, mirasçıların tereke malları üzerinde belli payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar.
Taşınmazlardan aile konutu olan dairenin toplam değeri ile ev eşyalarının değeri belirlenmiş olduğunda, davalılara ait olan payların değeri tespit edilerek, davacı eşe ait katılma alacağından mashup edilmek suretiyle tapu kayıtlarının iptaline karar verilmelidir.
Bir taşınmaz, elbirliği mülkiyetine tabi olsa da ortaklardan birinin ortaklık tasfiye edildiğinde kendisine düşecek olan tasfiye payına ilişkin olarak yapacağı taşınmaz vaadi sözleşmesi, bir taahhüt sözleşmesi olarak geçerlidir.
Mirasbırakandan intikal eden ayni hakların, atanmış mirasçı adına tescili için vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasına, dolayısıyla mahkeme hükmüne ihtiyaç yoktur. Atanmış mirasçıya, buna ilişkin mirasçılık belgesi verilmesi yeterlidir.
Mahkemece yapılması gereken iş, miras payının satış vaadinin hukuki sonuç doğurup doğurmayacağını araştırmak, davalılar arasında miras payını satış vaadinde bulunan varsa ve satış vaadi hukuki sonuç meydana getirmekte ise iptal ve tescili gereken pay oranını gerekirse bilirkişiye hesaplatmak, infaza elverişli şekilde hüküm kurmak olmalıdır.
Mirasçılardan biri payını tüm mirasçılara devretmiş ise, bunun ayni hak niteliğinde bulunduğu ve zamanaşımına tabi bulunmadığı, ancak, mirasçı miras payını sadece mirsçılardan bir kısmına (tamamına değil) devretmiş ise, bu borçlandırıcı bir işlem olup, şahsi hak niteliğinde olduğu ve zamanaşımına tabi bulunduğu kabul edilmektedir.
Mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle mirasçıların ve paylarının Feraiz ve Tevsii İntikal Kanunlarına göre belirlenmesi hakimin hukuki bilgisi ve genel hayat tecrübelerine göre değerlendirebileceği bir konu olmayıp, bu konunun uzmanının incelemesini gerektiren teknik bir konudur. (Y. 7. H.D. 2011/39 Esas, 2011/5553 Karar, 29.09.2011 ).
Ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmadığından aleyhine dava açılamayacağı gibi mirasçılarının davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanması mümkün değildir.
Evlatlığa istemi üzerine mirasçılık belgesi verilmelidir.
Elbirliği mülkiyetinde bir veya birkaç mirasçının tek başına 3. Kişilere dava açma olanağı bulunmamaktadır. Tüm mirasçıların birlikte 3. Kişilere karşı dava açma zorunluluğu vardır.
Yabancı uyruklu mirasçılıkta mülkiyet, karşılıklılık bulunmadığından intikal etmese dahi, davacıların mülkiyet hakkı sahibi olan şahsın ölümü üzerine onun yasal mirasçıları olarak mülkiyetten yoksun kalma nedeniyle taşınmazın bedelini talep etme hakkı mevcuttur.
Ölü kişi adına veya aleyhine dava açılamayacağı gibi, ölü kişiye karşı açılan davada mirasçılarının tespit edilerek davaya katılımlarının sağlanması suretiyle de taraf teşkili yapılamaz. Taraf teşkiline ilişkin bu durum kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen incelenmesi mümkündür.
Kiralanan üzerinde elbirliği maliklerinin tamamının yaygın hakkı bulunduğundan, kural olarak sözleşmenin maliklerin oybirliği ile yapılması gerekir. Aksi halde sözleşme hüküm ve sonuç meydana getirmez.
Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar.
Taşınmaz edinmedeki kayıt ve sınırlandırmalar sadece yabancı uyruklu mirasçılar yönünden uygulanabilir. Türk vatandaşı olan mirasçılar yönünden bu kayıt ve sınırlandırmaların uygulanması mümkün olmadığı gibi, bu kayıt ve sınırlandırmaların uygulanmasına miras bırakanın yabancı uyruklu veya Türk Vatandaşı olmasının da önemi bulunmamaktadır.
Para ve taşınır mallar yönünden verilecek mirasçılık belgesinde yabancı uyruklu davacıların da mirasçı olarak gösterilmesi ve kendilerine mirastan pay verilmesi gerekir.
Devlete kalan mallar, olağanüstü zamanaşımı ile kazanılamaz.
Ölü kişi adına tescil kararı verilemez.
Elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır ve tüm mirasçıların katılımıyla tasarrufi işlemler yapılabilir. Dava açmak da bir tasarrufi işlem olduğundan davacıdan başka mirasçı olması durumunda mirasçılardan biri tek başına dava açıp adına tescil isteyemeyeceğinden dava koşulu bakımından davanın reddine karar verilmelidir.
6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanununun 13. Maddesine göre; kiracının ölümü halinde, kira ilişkisi bütün hak ve borçlarıyla, kiralanan yer işyeri ise, bu işe devam edecek olan mirasçılara; konut ise, ölenle birlikte oturan kişilere geçer.
Mirasbırakanın, mirasında serbestçe tasarruf edebileceği kısım, terekenin vefat günündeki haline göre hesap olunur.
Mirasçı, mirasbırakana ne derece yakın olursa, saklı payı artar, ancak mirasbırakanın tasarruf nisabı o derecede azalır.
Vasiyetnamenin iptali davasında, Vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkisi şeklinde kademeli istekte bulunulabilir.
Vasiyetname, noter, sulh hakimi, konsolosluk, tapu sicil müdürü ve memuru tarafından düzenlenebilir.
Türk vatandaşları, bulundukları ülkenin kanunlarına göre vasiyet düzenletebilir. Bu tür resmi vasiyetnameler, Türkiye’de geçerlidir.
Sulh Hakimi vasiyetnameyi bizzat düzenlemekle yetkilidir, bu yetkisini başka bir görevliye devredemez. Başka bir yetkili tarafından hazırlanmış vasiyetname yok hükmündedir.
Sulh Hakimi tarafından resmi vasiyetname düzenlenmesi, el yazısı ile vasiyetnamenin Sulh Hakimi tarafından saklanması, sözlü vasiyetname tutanağının Sulh ve Asliye Mahkemesine tevdii çekişmesiz yargıya tabidir.
Yabancı ülkede düzenlenen vasiyetnamenin geçerliliğini koruyabilmesi için ölen vasiyetçinin tabi bulunduğu ‘’milli hukuk’’ hükümlerine uygun düzenlenmiş olması gerekmektedir. Aksi halde şekil eksikliği nedeniyle vasiyetname iptale konu olur.
Hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukuna veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan hukukun maddi hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir.
Miras, ölenin milli hukukuna tabidir. Miras açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7. Maddede hükmünce yapıldıkları ülkenin hukuku uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar geçerlidir. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın tasarrufun yapıldığı andaki milli hukukuna tabidir.
Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk Hukuku uygulanır. Taşınmaz mal vasiyetinin geçerli olması için Türk Hukuk sistemindeki usul ile yapılmış olması gerekir. Yoksa iptal edilir.