Hasta Hakları Yönetmeliğinin 42. Maddesine göre, hasta haklarının ihlali halinde, hem hastanın, hem de hasta ile ilgili olanların her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları saklıdır. Hastalar, ilgili sağlık personeli hakkında, bağlı bulunduğu meslek odasına ve sağlık kuruluşunun hasta iletişim birimi ile hasta hakları kurullarına başvurma olanağına sahiptirler.
Hasta iletişim birimleri, kamuya ya da özel sektöre ait olup olmadığına bakılmaksızın tüm sağlık hizmeti sağlayıcıları tarafından, sağlık kuruluşu bünyesinde oluşturulur. Bunun dışında, yine Yönetmeliğin 42/B maddesi 2. Fıkrası gereğince de, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Üniversite hastaneleri, askeri hastaneler, özel sağlık kurum ve kuruluşları, kamu hastaneleri, ağız diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinden gelen başvuruları değerlendirmek, karara bağlamak, öneri sunmak ve düzeltici işlemleri belirlemek üzere, Hasta Hakları Kurulları oluşturulur.
İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde kurulan hasta hakları kurulları, sağlık kurum ve kuruluşu tarafından yerinde çözülemeyen yazılı ve/veya elektronik başvuruları değerlendirir, hasta hakları ihlaline sebep olan uygulamaları inceler, bu hakların geliştirilmesi için öneri ve düzeltici işlem belirlemesine karar verir. İlgili sağlık kuruluşu, belirlenen süre içinde gerekli önlemleri alır, girişimlerde bulunur ve yapılan işlem hakkında Kurulu bilgilendirir. Buna karşın tıbbi hata başvuruları kurul gündeminde yer almaz. Bağımsız çalışan hekimler tarafından yapılan hasta hakları ihlalleri de, kurula şikayet konusu yapılamaz. Bu düzenlemelerle, hastaların, kurum ve kuruluşların sunduğu sağlık hizmetiyle ilgili ve sağlık personelinin hasta haklarına yönelik ihlalleri bakımından, herhangi bir ekonomik külfete katlanmadan daha hızlı bir müracaat hakkına kavuşmaları da sağlanmış oldu.
Hasta hak ihlallerinin, hastanın vücut bütünlüğüne haksız müdahale veya manevi varlığına yönelik bir saldırı mahiyetini taşıdığı durumlar, ceza kanunu anlamında suç teşkil edeceği için, ilgili personeller hakkında savcılık makamına şikayet hakkı da kullanılabilecektir.
Bunların dışında, hak ihlallerinin, ayıplı hizmet olarak nitelendirilebildiği durumlarda hasta için belki de en etkili yol, hastanın, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dan doğan seçimlik hakları ile tazminat talepleri bakımından, tüketici hakem heyetine ve/veya tüketici mahkemelerine başvuru haklarıdır. İş bu makalede, her iki başvuru hakkında genel çerçevede bilgiler verilecektir.
TÜKETİCİ HAKEM HEYETLERİ:
Tüketici Hakem Heyetleri, tüketici işlemleri (sözleşmeleri) ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıkları çözmekle yükümlü özel, ama sınırlı yetkili yargılama makamlarıdır. Vekalet ve eser sözleşmesi niteliğiyle, her türlü tıbbi müdahale bakımından da hem, tüketici hakem heyetleri hem de tüketici mahkemeleri yetkili ve görevlidir.
2017 Yılı itibariyle Tüketici hakem Heyetlerine Başvuru sınırları;
a-Büyükşehir statüsünde olan illerde, hasta o ilin ilçesinde ikamet etmekte veya tüketici işlemi sayılan tıbbi müdahale o ilçede yapılmış ise, 2.400-(iki bin dört yüz) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda, İlçe Tüketici Hakem Heyetleri, 2.400-TL ile 3.610 TL arasındaki uyuşmazlıklarda, il Tüketici Hakem Heyeti,
b-Büyükşehir statüsünde olmayan illerde, hasta ilin merkezinde ikamet etmekte veya tüketici işlemi o merkez ilçede yapılmış ise, 3.610-TL ‘ye kadar bütün uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyeti,
c-Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde 2.400-TL nin altındaki uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyeti, 2.400-TL ile 3.610-TL arasındaki uyuşmazlıklarda, İl Tüketici Hakem Heyetleri ,
görevlidir.
d-Büyükşehir statüsüne sahip olan ve olmayan illerde, uyuşmazlık 3.610- TL nin üzerinde ise hakem heyetlerine başvuru yapılamayacak, tüketici mahkemesinde dava açılması gerekecektir.
Bu değerler bakımından tüketici hakem heyetine başvuru, dava şartı olup, heyet yerine tüketici mahkemesine başvuru yapıldığı durumlarda, dava usulden reddedilecektir. Uyuşmazlık değerleri asıl alacak üzerinden tespit edilecektir.
Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu ya da tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılacaktır. Hasta haklarının ihlali halinde, tüketici hakem heyetine seçimlik haklarla ilgili (hizmetin yeniden görülmesi, ayıp oranında bedelden indirim, sözleşmeden dönme, ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı gibi) başvuru yapılabileceği gibi, maddi-manevi tazminat talepli başvuru da yapılabilir. Ancak, yine, talep edilen miktarların parasal sınırlar içinde kalması gereklidir.
Tüketici Hakem Heyetlerinin, özel ve teknik bilgiyi gerektiren ihtilaflar bakımından, talep halinde, bilirkişinin görüşüne başvursa dahi , mahkemeler ya da hakimler gibi keşif yapma yetkileri yada infazının zor kullanmayı gerektirdiği, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz gibi kararları verme yetkileri bulunmamaktadır. En geç 6 ay içinde karar verirler. Başvurunun niteliğine göre, bu süre en fazla 6 ay daha uzatılabilir. Tarafların ivedilikle inceleme talebi de kabul edilebilir. Tüketici hakem heyetleri, tıpkı hakimler ve mahkemeler gibi tarafların talepleriyle bağlıdırlar. Talepten azına karar verebilseler bile, çoğuna karar veremezler. Tüketici Hakem Heyetleri tarafından verilen kararlar tarafları bağlar, mahkeme ilamı niteliğinde olmasalar da, ilamların icrası yoluyla, icra takibine konu edilebilirler. Bu kararlara karşı, tebliğinden itibaren 15 gün içinde, kararı veren Tüketici Hakem Heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, kararın icrasını durdurmaz. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir, istinaf ya da temyizi ise söz konusu değildir.
TÜKETİCİ MAHKEMELERİ:
Özel sağlık kuruluşlarında verilen sağlık hizmetinin, hasta hakları açısından ayıplı mahiyette olması halinde, uyuşmazlığın değerinin 3.610- TL yi geçtiği hallerde, görevli yargı yeri, tüketici mahkemeleridir. Zaten, genel itibariyle, ayıplı tedavi sebebiyle ileri sürülen seçimlik hak ve tazminat taleplerinin miktarı hakem heyetine başvuru için aranan sınırın üzerinde olmakla, ihtilafların büyük bir kısmı, tüketici mahkemelerinde görülmektedir.
Tüketicilerin, bu arada hastaların, Tüketici Kanunu’ndan kaynaklanan seçimlik haklarının sonuç doğurması için, tüketici hakem heyetine veya herhangi bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunmamaktadır. Hasta, tek taraflı bir irade beyanıyla, mesela, noterden çekeceği bir ihtarname ile bu hakkını, hizmet sağlayıcıya karşı kullanabilir. Hastanın tek taraflı beyanı ile seçimlik hakkını kullanmasından sonra, hekim ve ya özel hastane hakkı yerine getirmezse, hasta, uyuşmazlığın miktarına göre, ya tüketici hakem heyetine ya da tüketici mahkemesine başvurabilecektir. Ancak tüketici durumunda olan hastanın, Kanunda yer alan seçimlik haklarından, ‘hizmetin yeniden görülmesi’ ve ‘ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı’ seçimlik haklarından birini kullanması halinde, yine yasaya göre hizmet sağlayıcının, yani hekim ya da özel hastanenin 30 gün içinde bu hakkı yerine getirmesi gerekir. 30 Günlük süre içinde hak yerine getirilmediği takdirde, hasta, tüketici hakem heyetine başvurmadan önce, yasada belirtilen, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim seçimlik haklarından birini de kullanmakta serbesttir.
Yine, miktar itibariyle heyete başvuru sınırında kalan ayıplı hizmet nedeniyle, heyete başvurmadan önce icra takibi yapılması da yararsızdır. Çünkü yapılacak olan ilamsız takip, satıcı veya sağlayıcının itirazı üzerine duracak, sonrasında itirazın iptali davası açılacak, mahkeme, sınır nedeniyle dosyayı hakem heyetine gönderecek, ihtilaf gereksiz atılan adımlar nedeniyle çözümsüz kalacaktır.
Taraflardan birinin tüketici, karşı tarafın ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olduğu her sözleşme ve hukuki işlem tüketici mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Bu mahkemeler hem Tüketici Kanunu’nda yer alan hükümleri hem de tazminat talepleri bakımından genel hükümleri uygulayacaktır. Tüketici davaları, tüketici mahkemelerinin özel yetkili mahkemeler olması itibariyle, yasa’nın 73/5. Maddesi uyarınca, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkemede de açılabilir. Bu arada genel yetkili yani davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinin yetkisi de hala devam etmektedir. Yani hasta, hekim ya da özel hastanenin verdiği hizmetin ayıplı olduğu iddiasıyla davayı ya onların ya da kendi yerleşim yeri mahkemesinde açabilecektir. Tüketici mahkemelerinde görülen davalar harçtan muaf olsa da, bilirkişi masrafları ve diğer yargılama giderleri peşinen, tüketici tarafından dosyaya yatırılır. Basit yargılama adı verilen, yani davanın taraflarının tek bir dilekçeyi delilleri ile sunduğu usulde yürütülür. Taraflar ikinci bir dilekçe veremez, ilk dilekçe ile verilenler dışında delil gösteremezler. Bu mahkemelerde görülen dava sonunda, haklı çıkan ve kendisini vekil ile temsil ettiren taraf lehine vekalet ücretine de hükmedilir.
Sonuç itibariyle, özel muayenehanesinde çalışan bağımsız bir hekimden ya da özel bir hastaneden, ya da sağlık kuruluşundan alınan sağlık hizmetinin, hasta haklarına veya tıbbi kurallara ayıkırı olması nedeniyle, ayıplı olması halinde, hasta hem Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dan doğan seçimlik hakları bakımından, hem de Borçlar Kanunu’nda düzenlenen maddi-manevi tazminat hakları bakımından tüketici hakem heyetlerine veya tüketici mahkemelerine başvuru haklarını, diğer şikayet ve idari başvuru hakları ile birlikte kullanabilecektir.
İREM ŞAHİN
AVUKAT
ARTEMİS HUKUK
