Miras Hukukunda Külli Halefiyet Ne Anlama Gelir?

Bir kimseye ait malvarlığının parçalanmaksızın, tümüyle, alacak ve borçlarıyla birlikte ve tek bir hukuki işlemle başka bir kimseye geçmesine külli halefiyet denilir. Böylece bu malvarlığına ait alacaklar, borçlar, taşınır ve taşınmaztüm mallar tek hukuki işlemle devralana geçmiş olur.

Külli halefiyetin oluşacağı durumlar sadece yasada belirtilen hallerde mümkün olur. Mirasbırakanın ölüm tarihinde, mirasını oluşturan tüm hak ve borçların, tüm malların mirasçılara bir bütün olarak geçmesi külli halefiyetin en tipik halidir. Murisin ölümü ile mirasın bir bütün halinde mirasçılara geçtiği anda mirasçılar,mirasbırakanın tüm borçlarından kişisel olarak müteselsilen sorumlu olurlar,taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet ve zilyetlik haklarını başka bir işleme gerek kalmadan doğrudan doğruya kazanırlar, alacaklarını ise temlik işlemine gerek olmaksızın elde etmiş olurlar.

Mirasbırakanın külli halefleri, onun yasal ya da vasiyetname veya miras sözleşmesi ile atanmış mirasçılarıdır. Ancak kendisine belirli bir mal vasiyet edilerek bırakılan vasiyet alacaklıları külli halef olamazlar; sadece vasiyet edilen mal üzerinde belli haklara sahip cüzi halef olurlar.

Külli halefiyet halinde terekeye ait alacak hakları, ayni haklar, taşınmaz ve taşınır mallar, ölüm ile kendiliğinden mirasçılara geçer. Bunun yanı sıra elbette mirasbırakanın borçları da geçmiş olur. Bu belirtilen hakların her biri için ayrı ayrı işlem yapılmasına gerek olmadığı gibi alacakların geçmesi için temlike, borçların geçmesi için de borcun nakli işlemine gerek yoktur. Terekeye dahil mallar da ayrı ayrı intikal etmeyip bir bütün olarak mirasçılara geçmiş olur. Birden çok mirasçı varsa; tereke yine külli halefiyet kuralına göre, mirasçıların oluşturdukları miras ortaklığına geçer. Bu halde mirasçılar, tereke üzerinde bölünemeyen elbirliği ile tam hak sahibi olurlar. Mirasçılar, tereke borçlarından kişisel olarak, müteselsilen, sınırsız şekilde sorumludurlar. Yani tereke borçlarını sadece mirasbırakandan kendisine geçen mallarla sınırlı olarak değil kendi kişisel malvarlıkları ile de ödemek zorundadırlar. Bunun istisnası kendisini devletin mirasçılığında gösterir. Devlet, tereke borçlarından sadece kendisine gelen mallarla sınırlı olarak sorumludur. Bir diğer istisna ise, terekenin resmen tasfiye edildiği hallerde mirasçıların tereke borçlarından sorumlu olmamaları halidir.

Mirasbırakanın birden fazla mirasçısı söz konusu ise bunların, mirasbırakanın borçlarından müteselsilen sorumlu olduğunu belirtmiştik.Bunun anlamı şudur ; mirasbırakanın alacaklıları, alacağını dilerse tüm mirasçılardan dilerse sadece birinden talep edebilir. Ancak belirtmek gerekir ki, borcun tamamının mirasçılardan biri tarafından ödenmesi halinde ödeyen mirasçı diğer mirasçılara miras payları oranında rücu edebilir. Mirasçıların, mirasbırakanın borçlarından dolayı müteselsil sorumluluğu, mirasın paylaşımından itibaren 5 yıl daha devam etmektedir. Şayet alacak, paylaşmanın sona ermesinden daha sonraki bir tarihte muaccel olmuşsa, mirasçının müteselsil sorumluluğuna ilişkin 5 yıllık süre, muacceliyet tarihinden itibaren başlar. Bunun ayrık hali ise; M.K. 618. Maddesine göre, alacaklının alacağının mirasçılar arasında paylaşılmasına ya da bir mirasçı tarafından yüklenilmesine açık ya da örtülü rıza göstermesi durumunda mirasçılar arasındaki teselsülün sona ermesidir.

Av. EBRU ŞAHİN