Yapay Dölleme -Tüp Bebek

Tıbbi müdahale çeşitlerinden biridir. Cinsel ilişki olmaksızın hamileliğin sağlanmasını hedefleyen bir uygulamadır. Sperm hücrelerinin, kadının yumurta kanalına veya rahmine yerleştirilmesi yani inseminasyon; embriyonun bir kadının rahmine aktarılması, yani embriyo transferi; yumurta hücrelerinin, sperm hücreleriyle bir kadının vücudu dışında birleştirilmesi, yani tüpte dölleme; ve üreme hücrelerinin bir kadının yumurta kanalına veya rahmime yerleştirilmesi, yani üreme hücresi transferi gibi, çeşitli üremeye yardımcı yöntemlerin kullanıldığı bir müdahaledir.

Türk Hukuk mevzuatında, 2014 tarihli, ‘Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik’ te düzenlenmiştir. Doğal yollardan çocuk sahibi olamayan birçok insan için tek çare olarak görülen bu uygulamanın halk arasındaki ismi, Tüp Bebek  uygulamasıdır.

Yönetmeliğin çeşitli maddelerinde, yapay döllemenin hangi şartlarda yapılacağı düzenlenmiştir. Bu şartlardan ilki;

1-Çiftlerin normal yoldan çocuk sahibi olamaması, üreme hücrelerinin buna elverişli olmamasıdır. Kastedilen çiftlerin, ilişkiye girememeleri değil, ilişki yaşamalarına rağmen, çocuk sahibi olamamalarıdır. Tersi durumda olan, yani çocukları olabilecekken, çeşitli nedenlerle cinsel ilişki yaşayamayan çiftler bakımından bu fıkrada arana şartın yerine geldiği söylenemez. Mesela, hapis cezası aldığı için eşiyle cinsi münasebet kuramayan biri yapay döllenme isteyemez. Bu tedavi türü için Yönetmelikte yaş sınırı tayin edilmemiştir. 35 yaş sonrası için bile embriyo transferine müsaade edilmektedir. Buna karşın, mesela, KKTC’nde, 45 yaş üstüne embriyo transferi yasaktır.

2-Müdahalenin kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir hekim tarafından gerçekleştirilmesi esastır.

3-İşlemi yaptıracak kişilerin evli olması bir diğer yasal zorunluluktur. Evli olmayan kimselerin, bu uygulamadan Türkiye sınırları içindeki merkezlerde yararlanması mümkün değildir. Buna karşılık, bekar olarak,  yurt dışında embriyo nakli yaptırm,  kadın açısından, çocuk burada doğmuş olsa dahi, bir cezai sorumluluğa yol açmaz. Nitekim, ülkemizde sperm ve yumurta bağışı da yasaktır. Sadece, evli çiftlerden üremeye yardımcı olmak amacıyla alınan sperm ve yumurta hücreleri saklanır ve sadece vericiler için kullanılabilir.

4-İşlemin yapılacağı çiftler, hangi yöntemin kullanılacağına ilişkin ayrıntılı bilgilendirilir ve yazılı muvafakatleri alınır.

5-Sadece başvuru yapan eşlerin  kendilerine ait üreme hücreleri, yapay dölleme için kullanılır. Tüp bebek uygulamasından  arta kalan embriyoların çocuğu olmayan ailelere bağışı yasak kapsamındadır. Bu anlamda, yumurta ve sperm hücrelerinin, Organ Ve Doku Nakli Kanunu çerçevesinde bağışı da mümkün değildir.

Her ne kadar, yapay dölleme için yaş sınırı tayin edilmemiş olsa da, kural olarak birden  fazla embriyo transfer edilmemesi esastır. Ancak, 35 yaşa kadar 1.  ve 2. Uygulamada tek embriyo, 3. Ve sonraki uygulamalarda 2 embriyo ve 35 yaş ve üzeri tüm uygulamalarda, en fazla 2 embriyo transfer edilebilir. Kalan embriyolar, ya dondurulmakta ya da imha edilmektedir. Bu üreme hücrelerinin, ticarete konu edeni yani satan, bilerek nakleden hekimler Türk Ceza Kanunu madde 91 de yer alan, Organ ve Doku Ticareti suçundan sorumlu tutulur.

Bununla birlikte, doğacak çocuğun cinsiyetini belirleme amaçlı embriyo seçimi ya da transferi de düzenlemeye göre yasaktır. Ancak uygulamada bu yasağa uyulduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi, herhangi bir şikayet halinde, söz konusu olan sadece, idari yaptırım, yani merkezin bir süreliğine faaliyetten men edilmesi olarak kendini gösterir. Yine çoğul gebeliklerde, ceninlerden bir veya birkaçının öldürülmesini ifade etmek üzere kullanılan, ‘embriyonal-fetal redüksiyon’ işlemi de Yönetmeliğe göre yasaktır. Ancak, bu işlemin yapılmasında tıbbi zorunluluk olduğunu söyleyen ve Tıp fakültesi Hastaneleri ile Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’na bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporu sayesinde çoğul gebeliklerde fetal redüksiyon yapılabilir. Tıbbi endikasyon olmaksızın fetal redüksiyon yapan merkezler de, idari yaptırımla karşılaşır. Nitekim, gerek Nüfus Planlaması Kanunu, gerekse Türk Ceza Kanunu 10 haftaya kadar gebeliklerin kayıtsız şartsız sonlandırılmasına izin vermektedir. Bu süreden önce yapılacak redüksiyon, suç oluşturmayacak, sonraki bir tarihte yapılması sorun yaratabilecektir.

Uygulamada, embriyon transferinin alındığı tarihten itibaren en geç 5 gün içinde implantasyonu yapılmalı, yani yumurtalığa veya rahime transfer edilmelidir. Çünkü bu embriyonların, araştırma amaçlı alınması, depolanması veya kullanılması yasaktır.

Yapay Dölleme konusunda Yönetmelik, yasaklı olan uygulamaları, olmayan uygulamalara göre daha ayrıntılı düzenlemiştir. Buna göre, gerek evli, gerekse evli olmayan kimseler yumurta ve sperm bağışı yapamaz. Bu hücrelerin araştırma amaçlı alınması  yada üretilmesi yasaktır. Ölen kişilerden yumurta ve sperm alınması ve kullanılması yasaktır. Rıza olmadan yumurta ve sperm hücresi alınması, nakli, satın alınması, satılması, kullanılması Türk Ceza Kanun anlamında da suçtur.

Ürem hücrelerinin saklanmasını gerektiren tıbbi zorunluluk halleri de, Yönetmelikte yer verilmiştir. Bunlar ise, erkekler açısından, cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmesi halinde, kemoterapi ve radyoterapi gibi gonad hücrelerine zarar veren tedaviler öncesinde, üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak ameliyatlarda (erkekler için testis karsinomu  – kadınlar için yumurtalıkların alınması), erkekler için çok az sayıda sperm olması, kadınlar için düşük over rezervi olup, henüz doğum yapmamış, veya aile öyküsünde erken menopoz hikayesinin 3 uzman hekimden oluşa sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi durumunda, bu hücreler saklanır.   Bu nedenle alınan numuneler en az 5 yıl süreyle saklanır. 5 Yıldan fazla süreyle saklanmak istenmesi halinde, Bakanlığın izni de gerekir.