Aile Konutu ve Ev Eşyasının Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi

Aile Konutu ve Ev Eşyasının Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi

Her ne kadar yeni Medeni Yasamızdaki edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden doğan hak, ayni olmayıp nakdi bir hak (alacak hakkı ) olsa da bazı istisnai ve özel hallerde eşlerden birine ayni bir talep hakkı tanınmıştır.

Bu özel hallerden ilki M.K. 226/f. 2’de belirlenen ‘paylı mülkiyete konu bir mal üzerinde daha üstün bir yararı olan eşe diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine özgülenmesini talep hakkıdır.

Diğer bir hal ise yine M.K. 240’da belirlenmiş olan ‘’Aile Konutu ve Ev Eşyasının Sağ Kalan Eşe Özgülenmesidir’’.

Nitekim aile konutu olarak kullanılan konutun maliki olan eşin ölümü halinde, eşler arasındaki yasal mal rejimi sona ererek tasfiye hakkı ortaya çıktığı gibi, ölen eşin terekesi ve bu terekeye dahil olan aile konutu yasal ve/veya atanmış mirasçılarına intikal eder. İşte bu halde sağ kalan eş, M.K. m. 240’a dayanan hakkını kullanmak isterse, mal rejiminin tasfiyesini ve aile konutu ve ev eşyasının bölünmeden kendisine özgülenmesini talep etmelidir.

M.K. 240.madde : ‘Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesi ile kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.

Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.

Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir’.

Bu hüküm aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı olan eşin ölümü halinde ya da ölüm ile aynı hukuki sonuçları doğuran ölüm karinesi ya da gaiplik hallerinde buna ilişkin mahkeme kararının varlığı halinde de uygulama alanı bulur. Ancak mal rejiminin ölüm dışında örneğin boşanma veya evliliğin iptali gibi sona ermesi hallerinde bu hükmün uygulanma imkanı yoktur. M.K. 240 hükmünden faydalanılabilmesi için aile konutunun mülkiyetinin ölen eşe ait olması gerekir. M.K. 240’a göre sağ kalan eşin talebine konu olan aile konutunun edinilmiş ya da kişisel mal olmasının önemi olmayıp ölen eşin kişisel malı olsa da sağ kalan eş, ölen eşin başka edinilmiş mallarından katılma alacağı elde edebiliyorsa bu hakkını kişisel mal vasfındaki aile konutuna yönelik olarak kullanabilir. Konut, eşlerin ölümünden önce birlikte yaşadıkları konut olmalıdır.

Ölen eş, hayatta olduğu esnada M.K. 194. Hükmüne aykırı davranarak, diğer eşin açık rızasını almadan aile konutunu 3. Kişilere devretmişse sağ kalan eş, tapu iptal-tescil davası açabilir. Sağ kalan eşin aile konutunu ve ev eşyasını tercih edebilmesi için aynı zamanda sağ kalan eşin eski yaşantısını devam ettirme amacını gütmesi gereklidir. Sağ kalan eş, mirasçılık sıfatını kaybetmiş olsa dahi M.K. 240’a dayanan hakkını kullanabilir. Bu hak sağ kalan eşin şahsına bağlı bir hak olup devredilemez ve intikal etmez. Mal rejiminin sona ermesine kadar her zaman ileri sürülebilir. Fakat mirasçıların anlaşmasından veya mahkemece mirasın taksiminin yapılmasından ya da aile konutunun elden çıkarılmasından sonra bu hak talep edilemez.

Tüm bunların yanı sıra M.K. 240. Maddesinin uygulanabilmesi için eşler arasındaki yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinin yapılması ve sağ kalan eş lehine katılma alacağı doğmuş olması gerekir. Sağ kalan eşin mal rejiminin tasfiyesi sonucu bir katılma alacağının ortaya çıkması mümkün olmazsa sağ kalan eş M.K. 240’a dayanarak talepte bulunamayacaktır. Ancak sağ kalan eş, miras hükümleri kapsamında M.K. 652 hükmünden istifade edebilir. Yine sağ kalan eşin tasfiye sonucuna katılma alacağı çıkmayıp sadece değer artış payı alacağı çıkarsa aynı şekilde M.K. 240. Maddeden yararlanabilir.

Sağ kalan eşin M.K. 240’a dayanan hakkını kullanabilmesi için gereken bir diğer koşulda aile konutunun ölen eşin alt soyunun aynı meslek ve sanatı icra edeceği bir konut olmaması gerektiğidir. Bu hüküm gereğince sağ kalan eş, miras bırakanın bir meslek ya da sanat icra ettiği ve alt soyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakkını kullanamaz. Böylece sağ kalan eşin ayni talep hakkına karşılık, ölen eşin alt soyunun mesleki ya da sanatsal faaliyet özgürlüğü korunmak istenmiştir.

M.K. 240. Maddenin emredici bir hüküm olmadığını söylemeliyiz. Hükmün emredici olmaması eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle aksini kararlaştırabilmeleri imkânını da beraberinde getirmektedir. Kısacası eşler, yapacakları bir mal rejimi sözleşmesi ile M.K. 240. Maddenin sağ kalan eşe aile konutu ve ev eşyası üzerinde tanıdığı hakları tümüyle ortadan kaldırabileceği gibi farklı şartlarda da kullanılacağını da kararlaştırabilirler. Ancak ölen eşin tek taraflı irade beyanı ile bu hakkı kaldırması mümkün değildir.

Tags: