Evlat Edinme
Evlat edinme kurumu, çocuğu bulunmayan ya da çocuk sahibi olamayan kişilere çocuk sevgisini ve mutluluğunu yaşatması açısından çok önemli bir kurumdur. Ayrıca yoksul ailelerin çocuğuna yuva temin etmek ve evlilik dışı doğan çocuklara düzgün bir soy bağı statüsü kazandırmaktadır.
Türk Medeni Kanunu evlat edinilmek istenen küçüğe 1 yıl bakılmış ve eğitilmiş olma koşulu gibi şartlar getirdiği gibi evlat edinmenin küçüğün yararına olması ve evlat edinmenin diğer çocukların menfaatlerini hakkaniyete aykırı bir şekilde zedelememiş olmasını şart koşmaktadır. Evlat edinme, evlat edinenin oturma yeri; eğer eşler birlikte evlat ediniyorlarsa eşlerden birini oturma yeri mahkemesince verilecek bir karar ile oluşur. Bir küçüğün birlikte evlat edinme hakkı eşlerden başkasına tanınmamaktadır. Yani evli olmayan kişilere birlikte evlat edinme hakkı tanınmamıştır. Eşlerin birlikte evlat edinebilmeleri için en az 5 yıldan beri evli olmaları ya da 30 yaşını doldurmuş olmaları gerekmektedir. Birlikte evlat edinmede bu koşullar birbirlerine alternatif olarak aranmaktadır. Bu koşullardan birinin olması halinde eşlerin birlikte evlat edinmeleri mümkündür. Aynı kişiyi birlikte evlat edinen eşlerin daha sonra boşanmaları durumunda evlatlık ilişkisi her iki eş bakımından geçerli olmaya devam edecektir. Ancak evlat edinilen küçüğün velayetinin hangi eş tarafından kullanılacağına elbette ki hakim tarafından karar verilecektir.
Tek başına evlat edinmede ise evli olmayan bir kişinin tek başına evlat edinmesi ve evli kişinin tek başına evlat edinmesi söz konusudur. Evli olmayan bir kişinin tek başına evlat edinebilmesi 30 yaşını doldurmuş olması ve evlat edinilen küçüğün evlat edinenden 18 yaş küçük olması gerekmekte olup evlat edinenin bekar yada dul olmasının bir önemi yoktur.
Evli olan bir kişinin tek başına evlat edinmesi ise Medeni Kanunun 306. Maddesinde düzenlenmiş olup buna göre eşlerden biri, en az 2 yıldan beri evli olmaları ya da kendisinin 30 yaşını doldurmuş olması şartıyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir. Ancak Medeni Kanun 307. Maddesinde ’30 yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğa ya da 2 yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararı ile 2 yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlat edinmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi halinde tek başına evlat edinebilir. Ancak gerek eşlerin birlikte evlat edinmelerinde gerekse eşlerden birisinin diğerinin çocuğunu evlat edinmesinde gerekse evli olmayan kişinin tek başına evlat edinmesi durumunda evlat edinecek kişi ile evlat edinilen arasındaki yaş farkının 18 olması gerekmektedir.
Tüm bunların yanı sıra evlat edinilecek küçüğün rızası olmadan evlat edinilmesi mümkün değildir. Velayet altındaki küçük,ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlat edinilebilir. Evlat edinmede diğer şart ise evlat edinilecek küçüğün ana ve babasının da birlikte rızasının gerelsmesidir. Ana babanın rızası olmadıkça küçük evlat edinilemez. Bu rıza şarta bağlı verilemez. Ancak ana veya babanın kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli yoksunsa ya da küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa ana ve babanın rızası aranmaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 312. Maddesi ise küçüklerin evlat edinilmesinde rıza aranmamasına ilişkin alınması gereken mahkeme kararında bahsetmektedir. Buna göre ‘küçük ,gelecekte evlat edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve ana babadan birinin rızası eksik olursa, evlat edinen veya evlat edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, onun oturduğu yer mahkemesi bu rızanın aranmamasına karar verir. Diğer hallerde, bu konudaki karar evlat edinme işlemleri sırasında verilir. Ana ve babadan birinin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmemesi sebebiyle rızanın aranmaması halinde, bu konudaki karar kendisine yazılı olarak bildirilir’ denilmektedir. Anılan maddenin gereği, korunmaya muhtaç çocukların gelecekte evlat edinilmesini sağlamak amacıyla bir kuruma yerleştirilmesi durumunda, ana babadan birinin rızası bulunmaması halinde, evlat edinen veya evlat edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine mahkeme, eksik olan rızanın aranıp aranmamasına ilişkin karar verecektir. İkinci fıkrada ise, diğer hallerde ana babadan birinin eksik olan rızasının aranıp aranmamasına ilişkin kararın evlat edinme işlemleri sırasında verileceği, üçüncü fıkrasında ise ana babadan birinin küçüğe özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği takdirde, rızanın aranmamasına ilişkin karın ana babaya yazılı olarak bildirilmesi halini düzenlemektedir.
Bir küçüğün vesayet altında olduğu halde evlat edinilmesi durumunda ise Medeni Kanun 308. Maddesi devreye girmekte ve vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlat edinilebilir’ demektedir. Burada belirtilen vesayet dairelerinin rızası, evlat edinmek için gereken diğer rızalara eklenecektir. Diğer deyişle, evlat edinilecek çocuk vesayet altında olduğu takdirde, bu çocuğun rızası (ayırt etme gücüne sahipse) ve ana babanın rızası aranmakta, bu iki rızaya ek olarak vesayet dairelerini de rızası gerekmektedir. Evlat edinilecek çocuk ayırt etme gücüne sahip olsa bile, vesayet dairelerinin iznine ihtiyaç vardır.
Yukarıda belirtilen tüm bu koşulların yanında elbette ki evlat edinilen küçüğün başka biri tarafından da evlat edinilmemiş olması aslında açık bir hükümle düzenlenmemiş olmasına rağmen aranan en önemli koşuldur. Bunun istisnası ise evli çiftlerin birlikte evlat edinebilmeleridir. Aranan tüm şartların evlat edinmeye başvuru esnasında değil, hakim tarafından evlat edinme kararı verildiği anda gerçekleşmiş olması yeterlidir.
Evlatlık ilişkisinin kurulması için, görevli ve yetkili mahkemenin bu konuda karar vermiş olması gerekmektedir. Yeni Türk Medeni Yasası, evlat edinme konusunda eski Türk Medeni Yasasındaki usulü tamamen değiştirmiştir. Yeni düzenlemede evlat edinme işlemi, evlat edinecek ile evlat edinilecek arasında yapılacak bir sözleşme ile değil, mahkemenin vereceği bir kararla tamamlanmaktadır. Evlat edinme kararı kesinleştikten sonra, mahkeme kesinleşme şerhini içeren
kararını müzekkere ile bulunduğu yer nüfus müdürlüğüne gönderir. Mahkemenin bu kararı ile kurulan evlat edinme ilişkisinin, hem evlat edinilen hem de edinen tarafın nüfus kütüğüne kaydedilmesi gerekmektedir. Nitekim Medeni Yasa 314. Maddesinin V. Fıkrasında ‘evlatlığın, miras ve başka haklarının zedelenmemesi, aile bağlarının devam etmesi için evlatlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlat edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca evlatlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı her iki nüfus kütüğüne işlenir’ denilmektedir. Bau hükme göre, evlatlığın asıl ana babası ile olan bağı kesilmemekte, öz ailedeki çocuk kaydı silinmekle birlikte, mahkemenin evlat edinmeyle ilgili kesinleşmiş kararınırşöz aile kütüğüne işlenmesi gerekmektedir. Aynı zamanda evlat edinenin de aile kütüğüne çocuğun evlat edinme kararının kaydedilmesi gerekmektedir. Eşlerin birlikte evlat edinmelerinde, evlat edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin isimleri yazılır. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerden kasıt 15 yaşından küçüklerdir. Ancak tek başına evlat edinmede bu mümkün olmayıp evlatlık asıl ana babasının adlarını, ana baba adı olarak taşımaya devam etmektedir. Eğer evlatlık küçük ise evlat edinenin soyadını almaktadır. Evlat edinilen küçük yönünden, evlat edinenin soyadını taşımaz hem bir hak hem de bir yükümlülüktür. Evaltlık işlemi tamamlanınca evlat edinilen kendiliğinden evlat edinenin soyadını taşımaya başlar.Erkek çocuklar, ergin olduktan sonra isterlerse evlat edinenin isterlerse asıl ana babanın soyadlarını kullanabilir. Kız çocuklar ise, evlendiklerinde kocalarının soyadını taşırlar, boşandıklarında yeniden evlat edinenin soyadını taşıyabilecekleri gibi ergin olduklarında asıl ana babanın soyadını da kullanabilirler. Ve hatta evlat edinen isterse çocuğa yeni bir isim verebilir. Evlat edinme kural olarak evlatlığın adını etkilememekle birlikte evlat edinen, ergin olmayan çocuğa yeni bir isim verebilmektedir.
Evlat edinmenin bir sonucu da evlat edinmenin gerçekleşmesi ile birlikte evlat edinen ile evlatlık arasında soybağı ilişkisinin kurulmasıdır. Fakat evlat edinme sonucuna evlat edinenle evlatlığın arasında kendiliğinden bir soybağı kurulsa da, bu ilişki kan bağına dayanmadığı için hısımlık sadece evlat edinen ile evlatlık arasında doğar. Yani evlat edinme ile kurulan soybağı, evlat edinenle evlatlık edinenin hısımları arasında herhangi bir hısımlık ilişkisi kurmamaktadır. Belirtmek gerekir ki evlatlığın asıl ailesi ile olan hısımlık ilişkisi de devam eder. Bu durum beraberinde evlatlığın, hem asıl ailesinin hem de evlat edinenin mirasçısı olmasını da getirir.
12.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5901 Sayılı 29.05.2009 Tarihli Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 17. Maddesine göre : ‘bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen ergin olmayan kişi, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla, karar tarihinden itibaren Türk vatandaşlığını kazanabilir’. Şu halde, evlat edinme yeni Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda açıkça öngörülmese bile evlat edinilenin vatandaşlığını etkilememektedir. Yalnızca 18 yaşını doldurmuş olmayan evlatlık bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilirse, mili, güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla, karar tarihinden itibaren Türk Vatandaşlığını kazanabilecektir.
Türk Medeni Kanunu 314. Maddesi 1. Fıkrası : ‘ Ana ve babaya ait olan hak ve yükümlülükler evlat edinene geçer’ hükmünü içermektedir. Buna göre evlat edinme kararı ile birlikte, bakım yükümlülüğü evlat edinene geçer. Bu gerçek ana ve babanın çocuklarını evlatlık olarak vermekle bakım borcunun kaynağı olan velayet hakkını kaybetmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Nitekim evlatlık ilişkisi kurulmakla asıl ana ve babanın velayet hakkı kalkmış, evlat edinenlere geçmiş olur.Yargıtay’ın bir kararında, evlat edinenin ölmesi ve buna bağlı olarak evlatlık ilişkisinin sona ermesi sonucunda evlat edinilenin doğal ana babası koşulları varsa çocuklarının geçiminden sorumlu olduğu belirtilmiştir. Esasen evlat edinen kişi ile evlatlık birbirlerine karşılıklı olarak yardım nafakası vermekle yükümlüdürler. Ancak ne evlat edinen evlatlığın alt soyuna ne de evlatlığın alt soyunun evlat edinene karşı yardım nafakası borcu bulunmamaktadır.
Evlatlığın Mirasçılığı :
Türk Medeni Yasasının 314. Maddesinin 2. Fıkrası , ‘evlatlık evlat edinenin mirasçısı olur’ hükmünü içermektedir. 500. Madde ise ‘evlatlık ve alt soyu, evlat edinene kan hımsı gibi mirasçı olurlar. Evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Evlat edinen ve hısımları evlatlığa mirasçı olmazlar’ denilerek evlatlığın mirasçılığını düzenlemiştir. Buna göre evlatlık ve alt soyu, evlat edinen kişiye tıpkı kan hısmı gibi mirasçı olmasına rağmen evlat edinen ve evlat edinenin hısımları, evlatlığın mirasçısı olmamaktadır. Evlat edinmede mirasçılık tek yönlüdür. Yalnız evlatlık sadece kendisini evlat edinen kişinin mirasçısı olmaktadır, onun mirasçılarının ya da miras bırakanlarının mirasçısı olmamaktadır. Ayrıca evlatlık ve alt soyunun mirasçılığı aşağıya doğru olacaktır. Yani evlatlık ve alt soyu evlat edinen kişiye yasal mirasçı olabilirken evlatlığın üst soyu evlat edinen mirasçı olmamaktadırlar. Doğal olarak eşlerin birlikte evlat edinmeleri halinde, evlatlık her iki eşin mirasçısı haline gelmektedir. Eşlerden birinin tek başına evlat edinmesi halinde ise evlatlık yalnızca kendisini evlat edinen eşin mirasçısı olabilmektedir. Üvey çocuğun evlat edinilmesinde ise sonuç farklı olmaktadır. Bu halde evlatlığı evlat edinen kişinin eşi evlatlığın zaten ya asıl anası ya da asıl babası olduğu için doğal olarak evlatlık hem asıl ana ya da babanın mirasçısı hem de kendisini evlat edinen diğer eşin mirasçısı olmaktadır. Kısacası evlatlık, hem evlat edinenin hem de kendi asıl ailesinin mirasçısı olmak üzere çifte miras hakkına sahip olmaktadır.
Eski Medeni Kanunumuzda evlatlık ve alt soyunun miras hakkını ortadan kaldıran veya azaltan sözleşmeler yapılabiliyor idiyken yeni Medeni Yasamız, evlatlığın ve alt soyunun miras hakkını ortadan kaldıran veya azaltan bir sözleşmeye değinmemektedir. Bunun ortaya çıkardığı sonuç Türk Medeni yasasının evlatlığın mirasçılığının tamamen veya kısmen kaldırılmasına imkan vermediğidir. Yasanın 578. Maddesine göre, evlatlık evlat edineni öldürmüş ise, mirastan mahrum kalmakta ancak alt soyu evlat edinene mirasçı olmaya devam etmektedirler.
Evlenme Yasağı
Medeni Yasanın 129. Maddesinin 3. Fıkrası :’aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır. Evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında’ hükmünü içermekte ve böylece evlat edinen ile evlatlığın ve ya bunlardan biri ile diğerinin alt soyu ve eşi arasında evlenmek yasaklanmaktadır. Böylece evlat edinen ile evlatlık arasında mahkemenin verdiği evlat edinme kararı, evlat edinen ile evlat edinilen veya onların biri ile diğerinin alt soyu ve eşi arasında kesin evlenme yasağı doğmaktadır.
Yeni Medeni Yasanın bu hükmünde evlatlık ilişkisi kesin evlenme engeli olmakta ve mutlak butlan sebebini oluşturmaktadır. Öngörülen bu evlenme yasağına rağmen, yasağa dahil olanların evlenmeleri halinde evlatlık ilişkisi sona ermemekte, evlenme açılacak bir butlan davası ile geçersiz hale getirilmektedir. Davayı ilgisi ve hukuki menfaati olan herkes ve tabii ki savcı da açabilir.
