T.C. YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
EsasNo: 2015/2459
Karar No: 2015/11885
Tarih: 22.12.2015
MİRASIN HÜKMEN REDDİNİN TESPİTİ :
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 24/01/2011 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19/12/2013 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, mirasın hükmen reddinin tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece, muristen kalan taşınmazın değerinin borçlarını tam olarak karşılamamakla birlikte fırın işletmesinden gelecek katkı ile birlikte borçlarını önemli ölçüde karşılayacak miktarda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, TMK’nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2).
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez (TMK m. 610/2).
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, miras bırakanın malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken
belirtilen hususlar araştırılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.12.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
EsasNo :2010/4303
Karar No: 2010/16104 Tarih : 05.10.2010
MİRASIN REDDİNİN ALACAKLILAR TARAFINDAN İPTALİ :
Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları veya iflas idaresi kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler (TMK md.617) Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. (TMK md.617/2) Açıklanan yasal hüküm gereğince, mirasçının alacaklılarının reddin iptalini isteme hakkı mevcuttur. O halde, taraflara delillerini sunmaları için mehil verilmesi, göstermeleri halinde delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken “mirasın reddinin şahsi bir hak olduğundan” söz edilerek isteğin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
Esas No :2013/13349
Karar No :2014/9675
Tarih : 15.05.2014
MİRASIN REDDİ
YARGITAY 8. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/13349
KARAR: 2014/9675
İ… tarafından açılan mirasçılık belgesi istemi davasının kabulüne dair …4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 22.02.2013 gün ve 308/357 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, vekil edeninin velayeti altında bulunan küçük K…’nin babası V…’nin miras bırakanı H…’ın ölümüyle geriye kendinden evvel ölen oğlu K…’in çocukları Z…, N…, V… ile yine kendinden önce ölen kızı S…nin çocukları S…, S…, B…, E…, E… ve muristen sonra ölen oğlu K…’ın eşi F… ile çocukları S…, H… ve İ…in kaldığını, mirasçılardan K… oğlu V…’ın mirası reddettiğini, onun payının 2006 doğumlu K…’a kaldığını açıklayarak, mirası ret kararı gözönünde tutularak mirasçılık belgesi düzenlenmesini ve küçük K…’nin mirasçı olarak gösterilmesini istemiştir.
Mahkemece, verasetin sübutuna ve murisin mirası 180 pay sayılarak, 20’şer payın Z…, N…, V…’a, 15’er payın F…, S…, H… ve İ…’a, 12’şer payın ise S…, S…, B…, E… ve E…’e verilmesine, V…’ın reddi mirasının terekenin bölüştürülmesi sırasında gözönüne alınmasına karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından verilen mirasçılık belgesinde mirası reddedenin miras payının akıbetinin gösterilmediğinden bahisle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; …4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.04.2010 tarih 2010/495 Esas ve 2010/662 Karar sayılı hasımsız mirasın reddine ilişkin kararda davacının Ve… olduğu, miras bırakanı H…’ın mirasını kayıtsız şartsız reddettiğinden bu talebin tesciline karar verilmesini istediği, davanın kabulüne, 15.03.2010 tarihinde ölen muris H…’ın mirasçısı V…’ın mirası red isteğinin tesciline karar verildiği, dosya arasında mevcut karar suretinde kesinleşme şerhi yer almadığı görülmüştür. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir.
Uyuşmazlık davacının üst soyu olduğu bildirilen V…’ın yukarıda değinilen hasımsız mirasın reddi kararıyla murisinden intikal eden mirası kayıtsız şartsız reddetmesinden sonra miras bırakan H…’ın mirasçılarını gösterir veraset belgesinde mirası reddeden kişinin payının gösterilip gösterilemeyeceği ve temyize konu kararda yazılı olduğu üzere belirtilen kısmın resmi makamlarda işleme esas alınıp alınmayacağında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin konuyla ilgili yerleşmiş içtihatları yerel mahkemenin temyize konu kararında belirtildiği üzeredir. Ne var ki, böyle bir kararın özellikle Tapu Müdürlükleri’nde, terekenin paylaşımıyla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşları ile bloke edilen faizler için banka veya icra iflas ve tasfiye memurluklarında vs. işlemler ve infaz sırasında ilgililerin bir takım güçlükler yaşadığı ve yerine getirilmediği bir vakıadır. Esasen, mahkemelerin bir görevi de anlaşılır, infaza elverişli tereddüte mahal bırakmayacak açık, somut ve hiçbir duraksamaya mahal bırakmayacak biçimde anlaşılıp kararlar vermek olmalıdır.
Öte yandan, TMK’nun 495 ile 501. maddelerinde yasal mirasçılar, izleyen maddelerde de mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufu sonucu oluşan mirasçılık gösterilmiştir (TMK..m.516, 520, 521, 522). Bu yasal düzenlemeler göz önünde bulundurularak TMK’nun 598. maddesine göre düzenlenen mirasçılık belgeleri, aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge; miras bırakanla mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında, mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir. Tüm bu nedenlerle; mirası reddeden (TMK.m.605/1) mirasçı veya mirasçılar varsa, düzenlenecek mirasçılık belgesinde, mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirası ret durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi; mirası ret nedeniyle, mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin de (kime kalacağının) gösterilmesi gerekir. TMK’nun 611/1. maddesinde düzenlenen “ Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer…” hükmü uyarınca mirası reddedenlerin miras paylarının diğer mirasçılara intikal şekli kararda gösterilmelidir.
Mahkemece, talep, nüfus kayıtları ve mirasçılardan V…’a ilişkin mirası red kararı değerlendirilerek, mirası reddeden mirasçının paylarının kime kalacağı hususunun açıkça gösterilmek suretiyle mirasçılık belgesinin düzenlenmesi gerekir. Bu bakımdan; verilen mirasçılık belgesinde yasal mirasçılar ile bunların miras paylarının gösterilmesi yerinde ise de; “mirası reddin hukuki sonuçlarının” düzenlenen mirasçılık belgesine yansıyacak şekilde gösterilmemiş olması hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/III_2. bendi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
