Katkı Payı Alacağı ve Değer Artış Payı Alacağı
Eşler, evlilik birliğinin mutluluğunu karşılıklı ve ortak bir çabayla sağlamak, müşterek çocukların bakım, eğitim ve gözetimini özenle ve beraberce gerçekleştirmekle yükümlüdür. Birbirlerine sadakatle yardımcı olmak zorundadırlar. Nitekim eşlerin Medeni Kanunun 186/f.2.3’e göre eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar ve aksine yasal bir hüküm bulunmadıkça her bir eş diğer eşle birlikte 3. Kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir.
Evlilik birliğine ilişkin genel hükümlere göre eşler; evlilik birliğini elbirliği ile yönetmek, evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılmak zorunda olmakla birlikte 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesiyle artık yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin mal varlıkları üzerinde ferdi mülkiyet hakları bulunmakta ve evlilik birliği ve yasal mal rejimi devam ettiği süre içinde her eş kendi mal varlığı üzerinde dilediği şekilde tasarrufta bulunabilmektedir. Her ne kadar yine Medeni Yasada Aile Konutu ve paylı mülkiyete dahil bazı mal varlıklarına ilişkin istisnai hükümler getirilmiş ise de genel olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanma, ölüm, yeni bir mal rejiminin sözleşme ile belirlenmesi yada evliliğin iptali gibi bir sebeple sona ermesine kadar bir nevi mal ayrılığı rejimine benzemektedir. Bu tazminat çeşidine yeni Medeni Yasada değer artış payı alacağı adı verilmekle birlikte eşler arasındaki evlilik birliğinin ve yasal mal rejiminin devamı süresince bir eşin diğer eşin edinmiş olduğu mal varlığına katkı yapması sıklıkla karşılaşılan ve esas itibariyle evlilik birliğinin doğasına uygun, karşılıklı güven ve yardım yükümlülüğünün göstergesi olan bir durumdur.
Nitekim bir eşin diğer eşin mal varlığına yaptığı katkının karşılıksız olması hallerinde diğer eşin malvarlığında sebepsiz bir zenginleşme oluşmaktadır. Ancak eş, katkı yaparken diğer eşe bağış yapma amacı güdüyorsa bu durumda katkı yapan eşin bu katkısını diğer eşten talep etmesi bazı istisnai yasal hallerin dışında mümkün olmamaktadır. Özelikle eş, diğer eşin malvarlığına yaptığı katkıyı kişisel malı ile yapmışsa evlilik birliği sona erdiğinde ve eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi başladığında kişisel mallar tasfiyeye dahil olmayacağı için katkı yapan eşin bir karşılık alması da mümkün olmamaktadır.
Bununla birlikte yeni Medeni Kanun 227. Maddesindeki düzenleme bilhassa yeni yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi içinde yaşayan eşlerin evlilik birliği devam ettiği sürece çeşitli hukuki ilişkilerden dolayı birbirlerinin malına yapmış oldukları katkıları, mal rejimi sona erdiğinde birbirlerinden talep etmelerine imkan vermektedir. Bu bağlamda bir eşin diğer eşin malvarlığına yaptığı katkı bir tür tazminat olarak diğer eşten talep edilebilecektir.
- Sayılı eski Medeni Yasanın yürürlükte olduğu ve eşler arasında Mal Ayrılığı Rejiminin geçerli olduğu dönemlerde de eşlerin birbirlerinin mal varlığına yapmış oldukları katkı söz konusu olabilmekteydi.
Yeni Medeni Kanundan önce de Yargıtay 2. H.D., bir eşin diğer eşin mal varlığına yaptığı katkıyı katkı payı alacağı olarak nitelendirdiği ve o dönem için geçerli olan mal ayrılığı rejimi kapsamında düzenlenmemiş bu talep ve alacak hakkını süreklilik kazanan içtihatları ile hukuk düzeni içerisinde yer almasını ve eşler arasında ekonomik anlamda adaletin gerçekleşmesini sağlamıştır.
